Maltepe / İstanbul, Hafta içi 09:00 – 18:00 (Acil 7/24) ☎ 0216 606 56 58 info@elci.av.tr
Mahkeme Kararı
Nakliyat Sigortası Rücu Davası Acenteye Açılamaz: Taşıyan Sıfatı Ticari Defterlerle Belirlenir

Nakliyat Sigortası Rücu Davası Acenteye Açılamaz: Taşıyan Sıfatı Ticari Defterlerle Belirlenir

Kararın Özeti

Deniz yoluyla taşınan bir lazer kesme makinesi hasar gördü, sigorta şirketi hasarı ödedi ve zincirdeki şirketlere rücu edildi. Davalı, taşıyan değil yalnızca yabancı armatörün acentesi olduğunu savundu. Mahkeme kararı ticari defterler üzerinden verdi: davalı navlunu armatör adına tahsil edip ona aktarmış, karşılığında yalnızca komisyon almıştı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, pasif husumet yokluğundan verilen ret kararını onadı.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · Esas No: 2026/3744 · Karar No: 2026/3677 · Karar Tarihi: 17.06.2026 · Onama

Deniz yoluyla taşınan bir lazer kesme makinesi hasar gördü, sigorta şirketi hasarı ödedi ve zincirdeki taşıyıcılara rücu etti. Zincirin sonundaki şirket, davanın kendisine yöneltilemeyeceğini, çünkü taşıyan değil sadece acente olduğunu savundu. Mahkeme kararı ticari defterler üzerinden verdi: davalı, navlunu armatör adına tahsil edip ona aktarmış ve yalnızca komisyon almıştı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, pasif husumet yokluğundan verilen ret kararını onadı.

Uyuşmazlık Nasıl Doğdu

Dava dışı bir sigortalı şirket, ürettiği lazer kesme makinesini Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki alıcıya sattı. Makinenin limanlar arası nakliyesini davacı şirket üstlendi, taşıma ise davalıya ait olduğu ileri sürülen gemi ve hat üzerinden yapıldı. Taşıma sırasında makinenin kabin tavanında kırılma ve çökme şeklinde hasar oluştu.

Tespit edilen hasar bedeli, sigortalının sigorta şirketi tarafından ödendi. Sigorta şirketi ödediği tazminatı rücuen tahsil etmek için davacı aleyhine icra takibi başlattı. Davacı takibe itiraz etti, açılan itirazın iptali davası bu dosyanın davalısına ihbar edildi ve dava davacı aleyhine sonuçlandı. Davacı, icra dosyasına yaptığı ödemeyi bu kez zincirin bir alt halkasına, yani dava konusu davalıya rücu etmek istedi.

Davacının hukuki dayanağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1194. maddesinin dördüncü fıkrasıydı: fiilî taşıyan, meydana gelen hasardan müteselsilen sorumludur. Davacı, davalının alt taşıyıcı olduğunun daha önceki itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince belirlendiğini de ileri sürdü.

Davalı ise kendisinin taşıma işini kendi nam ve hesabına üstlenmediğini, deniz yoluyla eşya taşımacılığı yapan bir şirket olmadığını, yalnızca gemiyi işleten yabancı armatörün acenteliğini yaptığını, fiilî taşıyanın armatör olduğunu savunarak davanın pasif husumet yokluğundan reddini istedi.

Yerel Mahkeme ve İstinaf Ne Karar Verdi

İlk derece mahkemesi bir bozma ilamına direnerek yargılamayı yeniledi. Dosyada davalı tarafından düzenlenmiş 14.01.2014 tarihli bir navlun faturası vardı. Bu fatura tek başına davalının taşımayı üstlendiğini göstermeye yetmiyordu, çünkü acente de prensip olarak fatura düzenleyebilirdi. Mahkeme bu nedenle asıl soruyu şöyle kurdu: acente olduğu sabit olan davalı, taşımayı üstlenmiş midir?

Bu sorunun cevabı için davalının ticari defterleri incelendi. Mali müşavir bilirkişi raporunda şu tespitler yapıldı:

  • Davalı, yabancı armatörle olan hesap hareketlerini ayrı bir cari hesap kodunda takip ediyordu.
  • 14.01.2014 tarihli faturada 6.499,00 ABD doları navlun ve 201,00 ABD doları primaj olmak üzere toplam 6.700,00 ABD doları yer alıyordu.
  • Davalı bu 6.700,00 ABD dolarının tamamını armatöre yansıtmış ve 27.02.2014 tarihinde ticari defterlerine kaydetmişti.
  • Ek raporda, navlun bedelinin davalı tarafından acente olarak armatör adına tahsil edildiği, mahsuplaşma yoluyla armatöre ödendiği ve davalının yalnızca acentelik sıfatıyla komisyon aldığı belirtildi.

Mahkeme, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca delil sunulmadığını da gözeterek davalının taşıyan sıfatını haiz olmadığına ve doğrudan acenteye dava yöneltilemeyeceğine karar verdi. Dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedildi.

Yargıtayın Değerlendirmesi

Dosyanın seyri usul bakımından ilgi çekicidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi önce dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiş, Hukuk Genel Kurulu ise 15.04.2026 tarihli, 2025/11-569 E., 2026/264 K. sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesi kararının direnme değil yeni hüküm niteliğinde olduğunu belirleyerek dosyayı temyiz incelemesi için Daireye geri göndermiştir.

Daire uyuşmazlığı, taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsili talebi olarak nitelendirdi. Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirterek kararı 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle onadı.

Kararın Pratik Sonucu

Nakliyat sigortası rücularında davanın kime yöneltileceği, çoğu zaman esastan daha kritik bir sorudur. Karar bu soruya somut bir yöntem sunuyor.

  • Acenteye dava açılamaz. Acente, taşımayı kendi nam ve hesabına üstlenmedikçe taşıyan sıfatını kazanmaz ve husumet ona yöneltilemez. Zincirin yanlış halkasına açılan dava, esas hiç incelenmeden reddedilir.
  • Fatura düzenlemiş olmak taşıyan yapmaz. Navlun faturasının acente tarafından düzenlenmesi tek başına taşıma sözleşmesinin tarafı olduğunu göstermez. Belirleyici olan, bedelin kimin adına tahsil edildiği ve kimde kaldığıdır.
  • Ticari defterler asıl delildir. Navlunun armatöre yansıtılıp yansıtılmadığı, mahsuplaşma kayıtları ve alınan komisyon, sıfatı ortaya koyar. Rücu davası açmadan önce karşı tarafın konumunun konişmento, manifesto ve mümkünse ticari kayıtlar üzerinden doğrulanması gerekir.
  • Primaj kalemi ipucu verir. Bu dosyada davalının aldığı primajın acentelik hizmetinden kaynaklanan komisyon olduğu tespiti, sıfat değerlendirmesinde belirleyici olmuştur.
  • Başka dosyadaki tespit bağlayıcı değildir. Davacı, davalının alt taşıyıcı olduğunun önceki itirazın iptali davasında belirlendiğini ileri sürmüş, bu argüman sonucu değiştirmemiştir.
  • Süre kaybı ağırdır. 2014 tarihli bir taşıma nedeniyle açılan dava, 2026 yılında husumet yokluğundan kesinleşmiştir. Doğru davalıya yeniden dava açma imkânı, zamanaşımı nedeniyle çoğu zaman kalmaz.

Sigortacının taşıyıcılara ve diğer üçüncü kişilere yönelttiği taleplerin genel çerçevesi için halefiyet ve rücu hakkı rehberimize bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Nakliyat sigortası rücu davası kime açılır?

Dava, zarardan sorumlu olan taşıyana veya fiilî taşıyana açılır. Türk Ticaret Kanununun 1194. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca fiilî taşıyan da hasardan müteselsilen sorumludur. Taşımayı kendi nam ve hesabına üstlenmemiş acenteye husumet yöneltilemez.

Acente ile taşıyan arasındaki fark nasıl belirlenir?

Bu kararda ölçüt ticari kayıtlardır. Navlun bedelini kendi adına tahsil edip elinde tutan taşıyandır. Bedeli armatör adına tahsil edip ona aktaran ve karşılığında yalnızca komisyon alan ise acentedir. Mahkeme bu ayrımı mali müşavir bilirkişi raporuyla yapmıştır.

Navlun faturasını düzenleyen şirket taşıyan sayılır mı?

Sayılmaz. Acente de fatura düzenleyebilir. Yargıtay, faturanın tek başına taşımanın üstlenildiğini göstermeyeceğini, defter kayıtlarının incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Pasif husumet yokluğu ne demektir?

Davanın, dava konusu hak veya borçla ilgisi bulunmayan kişiye yöneltilmiş olması demektir. Bu durumda mahkeme işin esasına girmeden davayı reddeder. Yeniden doğru davalıya dava açılabilir, ancak arada geçen süre zamanaşımı bakımından ciddi risk doğurur.

Başka bir davada yapılmış sıfat tespiti bu davada bağlayıcı mıdır?

Kural olarak bağlayıcı değildir. Bu dosyada davacı, davalının alt taşıyıcı olduğunun önceki itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince belirlendiğini ileri sürmüş, mahkeme kendi delil değerlendirmesini yaparak farklı sonuca ulaşmış ve bu yaklaşım onanmıştır.

Hukuk Genel Kurulunun dosyayı Daireye geri göndermesi ne anlama gelir?

İlk derece mahkemesinin bozmadan sonra verdiği kararın direnme değil yeni hüküm niteliğinde olduğunun tespit edilmesi anlamına gelir. Direnme kararlarını Hukuk Genel Kurulu inceler, yeni hüküm niteliğindeki kararların temyiz incelemesi ise ilgili Daire tarafından yapılır.

Bu yazı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2026 tarihli, 2026/3744 E., 2026/3677 K. sayılı kararının özetlenmesinden ibaret genel bilgilendirme amaçlı bir içeriktir; hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Karar metnindeki taraf, gemi ve şirket bilgileri Yargıtay tarafından maskelenmiş hâlde yayımlanmaktadır. Taşıma zincirinde kimin sorumlu olduğu her dosyada konişmento ve ticari kayıtlara göre değişir. Nakliyat rücu dosyanız için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Kararın tam metnini görmek için tıklayın
11. Hukuk Dairesi 2026/3744 E. , 2026/3677 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2023/463 Esas, 2024/491 Karar
HÜKÜM : Pasif husumet yokluğundan davanın reddi

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı şirket tarafından ........ ........... Emirlikleri'nde mukim dava dışı şirkete satılan lazer kesme makinesinin ......... limanından Birleşik Arap Emirlikleri'nin ......... nakliyesinin davacı tarafından üstlenildiğini, sözkonusu taşımanın davacı şirket tarafından davalıya ait gemi ve hatta yaptırıldığını, davalının sorumluluğundaki taşıma sırasında makinenin kabininin tavanında kırılma ve çökme şeklinde hasar bulunduğundan bahisle tespit edilen hasar bedelinin dava dışı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenmesine müteakiben ödenen tazminat tutarının rücuen tahsili amacıyla davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali davasının davalı şirkete ihbar edildiğini, itirazın iptali davasının davacı aleyhine sonuçlandığını, icra dosyasına yapılan ödenmenin rücuen tahsili ve söz konusu taşımadan dolayı uğranılan ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat istemli davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1194. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca fiili taşıyan davalının meydana gelen hasardan müteselsilen sorumlu olduğunu, davalının alt taşıyıcı olduğu belirlemesinin anılan itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince yapıldığını ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu yükler bakımından akdi taşıyan konumunda olduğunu, dava konusu yüklerin müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyan .......... tarafından işletilen gemiye yüklenerek taşındığını, CMA CGM SA'nın fiili taşıyan konumunda olduğunu, müvekkilinin dava konusu eşyaların taşınma işini kendi nam ve hesabına üslenmediğini, müvekkilinin deniz yolu ile eşya taşımacılığı yapan bir şirket olmadığını, davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca taşımaya ilişkin konişmentoda tarafların ....... Ticaret Mahkemelerinin yetkisini kabul ettiğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına direnilerek yapılan yargılama sonucunda; 14.01.2014 tarihli navlun faturası davalı acente tarafından düzenlenmiş ise de acente olduğu sabit olan davalının taşımayı üstlenip üstlenmediğinin tespitinin gerektiği, bu bakımdan davalı acentenin ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, mali müşavir bilirkişiden aldırılan raporda davalı şirketin, dava dışı CMA CGM SA ile olan hesap hareketlerini ilgili 3...1 numaralı cari hesap kodunda takip ettiğinin tespit edildiği, davalı şirketin 14.01.2014 tarihinde düzenlediği fatura ile ilgili olarak 27... tarihinde "C ... nolu ............." açıklamasıyla dava dışı armatör CMA CGM SA'ya 6.700,00 USD'yi (14.01.2014 tarihli faturada NAVLUN 6.499,00 USD+PRİMAJ 201,00 USD) yansıtarak ticari defterlerinde kayıt ettiği, davalı şirketin, dava dışı CMA CGM SA'ya yansıtmış olduğu navlun gelirini 27.02.2014 tarihinde ... yevmiye numarasıyla ticari defterlerine kayıt ettiği, başka bir ifadeyle, davacı tarafa düzenlenen 14.01.2014 tarihli fatura bakımından tahsil edilen navlun bedelinin dava dışı CMA CGM SA'ya 6.700,00 USD (14.01.2014 tarihli faturada NAVLUN 6.499,00 USD+PRİMAJ 201,00 USD) olarak yansıtıldığı, ek raporda da davalı şirketin kayıtlarında dava konusu taşımaya ait düzenlenmiş olan navlun fatura bedelinin davalı tarafından acente olarak armatör adına tahsil edildiğinin, navlun fatura bedelinin mahsuplaşma yoluyla CMA CGM SA'ya ödenmiş olduğunun ve davalı şirketin acentelik sıfatı ile komisyon tahsil ettiğinin belirtildiği, buna göre davalının navlun bedelini fiili taşıyan adına tahsil ederek fiili taşıyana aktardığı, primaj açıklaması ile acentelik hizmetinden kaynaklı komisyon aldığı tespit edilmiş olup davalı acentenin taşıma işini üstlendiğine dair başkaca bir delil sunulmadığından davalının taşıyan sıfatını haiz olmadığı ve doğrudan acente olan davalı şirkete dava yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. DAİREMİZİN GÖNDERME KARARI VE HUKUK GENEL KURULU KARARI
Dairemizin 03.07.2025 tarihli, 2025/2652 E., 2025/4814 K. sayılı ilamı ile dosyanın Hukuk Genel Kurulu'na (HGK) gönderilmesine karar verilmiş HGK'nın 15.04.2026 tarihli, 2025/11-569 E., 2026/264 K. sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsili talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
← Önceki Yazı Avukatın Mesleki Sorumluluk Sigortası: Riziko Poliçeden Önce Biliniyorsa Sigortacı Ödemez Sonraki Yazı → Döviz Alacağı İçin İcra Takibinde Kur Tarihi Yazılmazsa Dava Usulden Reddediliyor