Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · Esas No: 2026/3744 · Karar No: 2026/3677 · Karar Tarihi: 17.06.2026 · Onama
Deniz yoluyla taşınan bir lazer kesme makinesi hasar gördü, sigorta şirketi hasarı ödedi ve zincirdeki taşıyıcılara rücu etti. Zincirin sonundaki şirket, davanın kendisine yöneltilemeyeceğini, çünkü taşıyan değil sadece acente olduğunu savundu. Mahkeme kararı ticari defterler üzerinden verdi: davalı, navlunu armatör adına tahsil edip ona aktarmış ve yalnızca komisyon almıştı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, pasif husumet yokluğundan verilen ret kararını onadı.
Uyuşmazlık Nasıl Doğdu
Dava dışı bir sigortalı şirket, ürettiği lazer kesme makinesini Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki alıcıya sattı. Makinenin limanlar arası nakliyesini davacı şirket üstlendi, taşıma ise davalıya ait olduğu ileri sürülen gemi ve hat üzerinden yapıldı. Taşıma sırasında makinenin kabin tavanında kırılma ve çökme şeklinde hasar oluştu.
Tespit edilen hasar bedeli, sigortalının sigorta şirketi tarafından ödendi. Sigorta şirketi ödediği tazminatı rücuen tahsil etmek için davacı aleyhine icra takibi başlattı. Davacı takibe itiraz etti, açılan itirazın iptali davası bu dosyanın davalısına ihbar edildi ve dava davacı aleyhine sonuçlandı. Davacı, icra dosyasına yaptığı ödemeyi bu kez zincirin bir alt halkasına, yani dava konusu davalıya rücu etmek istedi.
Davacının hukuki dayanağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1194. maddesinin dördüncü fıkrasıydı: fiilî taşıyan, meydana gelen hasardan müteselsilen sorumludur. Davacı, davalının alt taşıyıcı olduğunun daha önceki itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince belirlendiğini de ileri sürdü.
Davalı ise kendisinin taşıma işini kendi nam ve hesabına üstlenmediğini, deniz yoluyla eşya taşımacılığı yapan bir şirket olmadığını, yalnızca gemiyi işleten yabancı armatörün acenteliğini yaptığını, fiilî taşıyanın armatör olduğunu savunarak davanın pasif husumet yokluğundan reddini istedi.
Yerel Mahkeme ve İstinaf Ne Karar Verdi
İlk derece mahkemesi bir bozma ilamına direnerek yargılamayı yeniledi. Dosyada davalı tarafından düzenlenmiş 14.01.2014 tarihli bir navlun faturası vardı. Bu fatura tek başına davalının taşımayı üstlendiğini göstermeye yetmiyordu, çünkü acente de prensip olarak fatura düzenleyebilirdi. Mahkeme bu nedenle asıl soruyu şöyle kurdu: acente olduğu sabit olan davalı, taşımayı üstlenmiş midir?
Bu sorunun cevabı için davalının ticari defterleri incelendi. Mali müşavir bilirkişi raporunda şu tespitler yapıldı:
- Davalı, yabancı armatörle olan hesap hareketlerini ayrı bir cari hesap kodunda takip ediyordu.
- 14.01.2014 tarihli faturada 6.499,00 ABD doları navlun ve 201,00 ABD doları primaj olmak üzere toplam 6.700,00 ABD doları yer alıyordu.
- Davalı bu 6.700,00 ABD dolarının tamamını armatöre yansıtmış ve 27.02.2014 tarihinde ticari defterlerine kaydetmişti.
- Ek raporda, navlun bedelinin davalı tarafından acente olarak armatör adına tahsil edildiği, mahsuplaşma yoluyla armatöre ödendiği ve davalının yalnızca acentelik sıfatıyla komisyon aldığı belirtildi.
Mahkeme, davalının taşıma işini üstlendiğine dair başkaca delil sunulmadığını da gözeterek davalının taşıyan sıfatını haiz olmadığına ve doğrudan acenteye dava yöneltilemeyeceğine karar verdi. Dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedildi.
Yargıtayın Değerlendirmesi
Dosyanın seyri usul bakımından ilgi çekicidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi önce dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiş, Hukuk Genel Kurulu ise 15.04.2026 tarihli, 2025/11-569 E., 2026/264 K. sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesi kararının direnme değil yeni hüküm niteliğinde olduğunu belirleyerek dosyayı temyiz incelemesi için Daireye geri göndermiştir.
Daire uyuşmazlığı, taşıma sırasında meydana gelen hasar nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsili talebi olarak nitelendirdi. Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirterek kararı 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle onadı.
Kararın Pratik Sonucu
Nakliyat sigortası rücularında davanın kime yöneltileceği, çoğu zaman esastan daha kritik bir sorudur. Karar bu soruya somut bir yöntem sunuyor.
- Acenteye dava açılamaz. Acente, taşımayı kendi nam ve hesabına üstlenmedikçe taşıyan sıfatını kazanmaz ve husumet ona yöneltilemez. Zincirin yanlış halkasına açılan dava, esas hiç incelenmeden reddedilir.
- Fatura düzenlemiş olmak taşıyan yapmaz. Navlun faturasının acente tarafından düzenlenmesi tek başına taşıma sözleşmesinin tarafı olduğunu göstermez. Belirleyici olan, bedelin kimin adına tahsil edildiği ve kimde kaldığıdır.
- Ticari defterler asıl delildir. Navlunun armatöre yansıtılıp yansıtılmadığı, mahsuplaşma kayıtları ve alınan komisyon, sıfatı ortaya koyar. Rücu davası açmadan önce karşı tarafın konumunun konişmento, manifesto ve mümkünse ticari kayıtlar üzerinden doğrulanması gerekir.
- Primaj kalemi ipucu verir. Bu dosyada davalının aldığı primajın acentelik hizmetinden kaynaklanan komisyon olduğu tespiti, sıfat değerlendirmesinde belirleyici olmuştur.
- Başka dosyadaki tespit bağlayıcı değildir. Davacı, davalının alt taşıyıcı olduğunun önceki itirazın iptali davasında belirlendiğini ileri sürmüş, bu argüman sonucu değiştirmemiştir.
- Süre kaybı ağırdır. 2014 tarihli bir taşıma nedeniyle açılan dava, 2026 yılında husumet yokluğundan kesinleşmiştir. Doğru davalıya yeniden dava açma imkânı, zamanaşımı nedeniyle çoğu zaman kalmaz.
Sigortacının taşıyıcılara ve diğer üçüncü kişilere yönelttiği taleplerin genel çerçevesi için halefiyet ve rücu hakkı rehberimize bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Nakliyat sigortası rücu davası kime açılır?
Dava, zarardan sorumlu olan taşıyana veya fiilî taşıyana açılır. Türk Ticaret Kanununun 1194. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca fiilî taşıyan da hasardan müteselsilen sorumludur. Taşımayı kendi nam ve hesabına üstlenmemiş acenteye husumet yöneltilemez.
Acente ile taşıyan arasındaki fark nasıl belirlenir?
Bu kararda ölçüt ticari kayıtlardır. Navlun bedelini kendi adına tahsil edip elinde tutan taşıyandır. Bedeli armatör adına tahsil edip ona aktaran ve karşılığında yalnızca komisyon alan ise acentedir. Mahkeme bu ayrımı mali müşavir bilirkişi raporuyla yapmıştır.
Navlun faturasını düzenleyen şirket taşıyan sayılır mı?
Sayılmaz. Acente de fatura düzenleyebilir. Yargıtay, faturanın tek başına taşımanın üstlenildiğini göstermeyeceğini, defter kayıtlarının incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Pasif husumet yokluğu ne demektir?
Davanın, dava konusu hak veya borçla ilgisi bulunmayan kişiye yöneltilmiş olması demektir. Bu durumda mahkeme işin esasına girmeden davayı reddeder. Yeniden doğru davalıya dava açılabilir, ancak arada geçen süre zamanaşımı bakımından ciddi risk doğurur.
Başka bir davada yapılmış sıfat tespiti bu davada bağlayıcı mıdır?
Kural olarak bağlayıcı değildir. Bu dosyada davacı, davalının alt taşıyıcı olduğunun önceki itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince belirlendiğini ileri sürmüş, mahkeme kendi delil değerlendirmesini yaparak farklı sonuca ulaşmış ve bu yaklaşım onanmıştır.
Hukuk Genel Kurulunun dosyayı Daireye geri göndermesi ne anlama gelir?
İlk derece mahkemesinin bozmadan sonra verdiği kararın direnme değil yeni hüküm niteliğinde olduğunun tespit edilmesi anlamına gelir. Direnme kararlarını Hukuk Genel Kurulu inceler, yeni hüküm niteliğindeki kararların temyiz incelemesi ise ilgili Daire tarafından yapılır.
Bu yazı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.06.2026 tarihli, 2026/3744 E., 2026/3677 K. sayılı kararının özetlenmesinden ibaret genel bilgilendirme amaçlı bir içeriktir; hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Karar metnindeki taraf, gemi ve şirket bilgileri Yargıtay tarafından maskelenmiş hâlde yayımlanmaktadır. Taşıma zincirinde kimin sorumlu olduğu her dosyada konişmento ve ticari kayıtlara göre değişir. Nakliyat rücu dosyanız için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Av. Hakan Elçi