Maltepe / İstanbul, Hafta içi 09:00 – 18:00 (Acil 7/24) ☎ 0216 606 56 58 info@elci.av.tr
Mahkeme Kararı
Avukatın Mesleki Sorumluluk Sigortası: Riziko Poliçeden Önce Biliniyorsa Sigortacı Ödemez

Avukatın Mesleki Sorumluluk Sigortası: Riziko Poliçeden Önce Biliniyorsa Sigortacı Ödemez

Kararın Özeti

Üç avukat, takip ettikleri yangın tazminatı davasında ıslah dilekçesini zamanaşımı dolduktan sonra verdi ve müvekkil 1.891.190,53 TL'lik alacağı tahsil edemedi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, avukatların bu zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu onadı; buna karşılık mesleki sorumluluk sigortacısı yönünden kararı bozdu. Avukatlar zararı doğuran mahkeme kararını poliçe tarihlerinden yaklaşık iki buçuk ay önce öğrendiklerinden beyan yükümlülüğü ihlal edilmiş ve sigortacının cayma hakkı doğmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · Esas No: 2026/896 · Karar No: 2026/1912 · Karar Tarihi: 06.04.2026 · Bozma

Üç avukat, takip ettikleri yangın tazminatı davasında ıslah dilekçesini zamanaşımı dolduktan sonra verdi ve müvekkil 1.891.190,53 TL'lik kısmı tahsil edemedi. Müvekkil hem avukatlara hem de onların mesleki sorumluluk sigortacılarına dava açtı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, avukatların sorumluluğunu onayladı ancak sigorta şirketi bakımından kararı bozdu: avukatlar poliçeyi imzalamadan önce zararın doğduğunu zaten biliyorlardı, bu nedenle beyan yükümlülüğü ihlal edilmiş ve sigortacının cayma hakkı doğmuştu.

Uyuşmazlık Nasıl Doğdu

Davacının Diyarbakır'daki iş yeri deposunda 08.06.2009 tarihinde yangın çıktı. Zarar, mağaza paket sigortası poliçesi kapsamındaydı. Davacı, sigorta şirketine karşı dava açmak üzere bir avukatı vekil tayin etti; bu avukat yetki belgesiyle ikinci bir avukatı, davacı da ayrıca üçüncü bir avukatı aynı dosyada görevlendirdi.

Dava 16.10.2009 tarihinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 200.000,00 TL üzerinden açıldı. 08.02.2011 tarihli bilirkişi raporunda gerçek zarar 2.091.190,53 TL olarak hesaplandı. Ancak ıslah dilekçesi 21.11.2011 tarihinde verildi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ıslah talebi yönünden zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle kararı bozdu. Yerel mahkeme bozmaya uydu ve 03.10.2013 tarihli kararıyla davayı yalnızca 200.000,00 TL yönünden kabul edip ıslah edilen kısmı zamanaşımından reddetti. Bu karar 28.07.2015 tarihinde kesinleşti.

Müvekkil, tahsil edemediği 1.891.190,53 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararı için üç avukat ile onların mesleki sorumluluk sigortacılarına karşı dava açtı.

Yerel Mahkeme ve İstinaf Ne Karar Verdi

İlk derece mahkemesi davayı avukatlar ve sigorta şirketlerinden biri yönünden kısmen kabul etti. Gerekçesinde, rizikonun ancak Yargıtay onaması ve kesinleşmeyle doğduğu, poliçe düzenlenmeden önce böyle bir riziko bulunmadığından beyan yükümlülüğünün de doğmadığı, dolayısıyla sigortacının cayma hakkının bulunmadığı kabul edildi. Sigorta şirketi, poliçe limitleri dâhilinde sorumlu tutuldu.

Avukatların sorumluluğu bakımından mahkeme şu tespitleri yaptı:

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 75. maddesi uyarınca dava için birden fazla vekil görevlendirilmişse, vekillerden her biri vekâletten kaynaklanan yetkileri diğerinden bağımsız olarak kullanabilir; aksi yöndeki sınırlamalar karşı taraf bakımından geçersizdir.
  • Avukatlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 505 ve devamı maddelerindeki vekâlet sözleşmesine aykırı hareket etmiş, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 34. maddesindeki özen borcunu yerine getirmemişlerdir.
  • Zamanında ıslah dilekçesi verilmemesi nedeniyle doğan zarardan üç avukat müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Manevi tazminat talebi, kişilik haklarını zedeleyen somut bir durum tespit edilemediği gerekçesiyle reddedildi. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetti.

Yargıtayın Değerlendirmesi

Daire, kararı iki ayrı yönden değerlendirdi.

Avukatlar bakımından karar onandı. Yargıtay, avukatların davanın açılmasında, duruşma takibinde, ıslah dilekçesinin verilmesinde ve kararın temyiz edilmesinde vekillik görevini birlikte yürüttüklerini, dolayısıyla davanın zamanında ıslah edilmemesi nedeniyle doğan zarardan birlikte sorumlu olduklarını kabul etti. Alt vekilin ıslah yapmaya yetkili olmadığı, müvekkilin onayıyla hareket edildiği, sözleşmede ek dava öngörüldüğü yönündeki savunmaların hiçbiri kabul görmedi.

Sigorta şirketi bakımından karar bozuldu. Daire, riziko kavramını şöyle açtı: sigorta şirketinin tazmin borcuyla karşı karşıya kalmasını doğuracak tüm olaylar rizikodur ve rizikonun geçerli olması için olayın hem sigortalı hem de sigortacı bakımından beklenmedik biçimde gerçekleşmesi gerekir. Kasıt, dikkatsizlik veya ihmal bulunmamalı, sigortalı yanıltıcı beyanda bulunmamalıdır.

Somut olayda belirleyici olan tarihlerdir. Yerel mahkeme, ıslah edilen kısmı zamanaşımından reddeden kararını 03.10.2013 tarihinde vermişti ve avukatlar bu tarihte durumu öğrenmişti. Mesleki sorumluluk poliçelerinin başlangıç tarihleri ise 15.12.2013, 17.12.2013 ve 26.12.2013 idi. Yani avukatlar poliçeleri imzalarken oluşan riski zaten biliyorlardı. Sigorta şirketi noter ihtarnameleriyle cayma beyanını iletmişti. Daire, bu koşullarda sigortacının dava konusu zarardan sorumlu tutulamayacağına ve mahkemenin bu davalı yönünden davayı reddetmesi gerektiğine hükmederek kararı bozdu.

Daire ayrıca, kabule göre bakiye nispi karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken harcın tamamının her davalıdan ayrı ayrı tahsiline hükmedilmiş olmasını da doğru bulmadı.

Kararın Pratik Sonucu

Karar, sorumluluk sigortalarında beyan yükümlülüğünün sınırını çizen güncel ve öğretici bir örnektir.

  • Riziko, kesinleşmeyle değil zararın öğrenildiği anda bilinir hâle gelir. Derece mahkemeleri rizikoyu Yargıtay onamasının kesinleştiği tarihe bağlamıştı. Yargıtay ise poliçe imzalanmadan önce zararı doğuran olayın ve sonucunun bilinmesini yeterli saymıştır.
  • Bilinen riski gizleyerek poliçe yaptırmak teminatı ortadan kaldırır. Türk Ticaret Kanununun 1435 ve devamı maddelerindeki beyan yükümlülüğü ihlal edildiğinde sigortacı sözleşmeden cayabilir. Cayma beyanının noter ihtarnamesiyle iletilmiş olması bu dosyada belirleyici olmuştur. Beyan yükümlülüğünün hayat sigortalarındaki yansıması için kredi hayat sigortası yazımıza bakabilirsiniz.
  • Mesleki sorumluluk poliçesi geçmişe dönük koruma sağlamaz. Poliçe yaptırırken bilinen ve muhtemel talepler beyan edilmelidir. Avukatlar, mali müşavirler, hekimler ve mühendisler bakımından aynı ilke geçerlidir.
  • Birden fazla vekilin sorumluluğu müteselsildir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 75. maddesi uyarınca her vekil yetkileri bağımsız kullanabildiğinden, "ıslahı diğer vekil yapacaktı" savunması sonuç doğurmaz. Yetki belgesiyle görevlendirilen alt vekil de sorumluluk zincirinin içindedir.
  • Zamanaşımı takibi vekilin özen borcunun çekirdeğidir. Kısmi dava açılmışsa ıslah tarihinin zamanaşımı içinde kalması, tek başına dosyanın kaderini belirleyebilir. Bu dosyada 1.891.190,53 TL'lik alacak yalnızca bu nedenle kaybedilmiştir.
  • Müvekkilin onayı sorumluluğu kaldırmaz. Avukatın özen borcu, müvekkilin talimat vermemiş olmasıyla ortadan kalkmaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Avukat, zamanaşımını kaçırdığı için müvekkiline karşı sorumlu olur mu?

Evet. Avukat, Avukatlık Kanununun 34. maddesindeki özen borcu ile Türk Borçlar Kanununun vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümleri gereğince görevini özenle yerine getirmek zorundadır. Zamanaşımı dolduktan sonra ıslah dilekçesi verilmesi nedeniyle tahsil edilemeyen alacak, avukatın sorumluluğunda olan bir zarardır.

Aynı davada birden fazla avukat varsa hangisi sorumlu olur?

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 75. maddesi uyarınca vekillerden her biri vekâletten kaynaklanan yetkileri diğerinden bağımsız olarak kullanabilir ve aksi yöndeki sınırlamalar karşı taraf bakımından geçersizdir. Bu kararda vekillik görevini birlikte yürüten üç avukat, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.

Mesleki sorumluluk sigortası her zararı karşılar mı?

Karşılamaz. Poliçe düzenlenirken sigortalının bildiği veya bilmesi gereken riskleri beyan etmesi gerekir. Bu kararda avukatlar, zararı doğuran mahkeme kararını poliçe tarihlerinden yaklaşık iki buçuk ay önce öğrenmiş olduklarından, beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği ve sigortacının cayma hakkının doğduğu kabul edilmiştir.

Sigortacı hangi hâllerde sözleşmeden cayabilir?

Sigorta ettiren, sözleşmenin kurulması sırasında bildiği veya bilmesi gereken ve sigortacının sözleşmeyi yapıp yapmamasını ya da şartlarını etkileyecek önemli hususları bildirmezse, sigortacı Türk Ticaret Kanununun 1439 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşmeden cayabilir. Cayma beyanının usulünce, örneğin noter ihtarnamesiyle iletilmesi önemlidir.

Riziko ne zaman gerçekleşmiş sayılır?

Yargıtay bu kararda, sigorta şirketinin tazmin borcuyla karşı karşıya kalmasını doğuracak tüm olayları riziko olarak nitelendirmiş ve rizikonun geçerli olması için olayın hem sigortalı hem de sigortacı bakımından beklenmedik biçimde gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamıştır. Zararın doğduğu poliçe öncesinde biliniyorsa, ortada geçerli bir riziko bulunmaz.

Avukata karşı açılacak tazminat davasında zamanaşımı ne kadardır?

Vekâlet sözleşmesinden doğan tazminat talepleri Türk Borçlar Kanununun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu dosyada tarafların zamanaşımı itirazları derece mahkemelerince incelenmiş ve dava tarihi itibarıyla sürenin dolmadığı kabul edilmiştir. Süre başlangıcı, zararın öğrenildiği ana göre belirlenir ve her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu yazı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.04.2026 tarihli, 2026/896 E., 2026/1912 K. sayılı kararının özetlenmesinden ibaret genel bilgilendirme amaçlı bir içeriktir; hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Karar metnindeki taraf, avukat ve şirket bilgileri Yargıtay tarafından maskelenmiş hâlde yayımlanmaktadır. Karar bozma kararı olup yargılama devam etmektedir, bozma sonrası verilecek hüküm farklılık gösterebilir. Mesleki sorumluluk sigortası veya vekilin sorumluluğuna ilişkin dosyanız için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Kararın tam metnini görmek için tıklayın
3. Hukuk Dairesi 2026/896 E. , 2026/1912 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3053 E., 2025/1762 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/285 E., 2024/753 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli, davalı ... vekili ile davalılar ..., ... vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirtilen tarihte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı ... ve ... vekili ... ile davalı ... ve davalı ... Anomim Şti. Vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi uyarınca görüşmenin bırakıldığı 06.04.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ticari faaliyetlerini sürdürdüğü Diyarbakır'da bulunan iş yeri deposunda 08.06.2009 tarihinde çıkan yangın sonucu oluşan zararının "mağazam paket sigortası poliçesi" kapsamında olduğundan tahsili amacıyla ... Sigorta aleyhine dava açmak, yürütmek ve davayı sonuçlandırarak tazminatı tahsil etmek üzere davalılardan Av. ...'ı vekil tayin ettiğini, bu davalının, davalı Av. ...'ı düzenlediği yetki belgesiyle aynı davaya vekili olarak görevlendirildiğini, yine verdiği vekaletname ile davalı Av. ...'ün de aynı dosyada vekil olarak tayin edildiğini, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/670 E. sayılı dosyası üzerinden fazlaya dair hakları saklı tutularak davalı ... tarafından 200.000,00 TL'lik davanın açıldığını, yargılama sonucu bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek zarar üzerine her üç davalının ıslah dilekçesiyle dava değerini artırdıklarını, ıslah edilen kısımla ilgili zaman aşımı nedeniyle davanın reddedildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 28.07.2015 tarihinde kesinleştiğini, davalı avukatların ihmal, kusur ve hataları nedeniyle ıslahın zamanında yapılmamasından dolayı 1.891,190,53TL zararının tahsil edilemediğini, bu durumun gerek davalı avukatlara gerekse diğer davalı ... şirketlerine mesleki sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ihtar edildiğini, ihtara rağmen bir sonuç alınamadığını ileri sürerek; şimdilik davalı avukatların ihmal, kusur ve hataları nedeniyle doğan 1.891.190,53 TL tutarındaki maddi ve 100.000,00 TL manevi zararının muacceliyet tarihi olan 24.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketlerinin sorumluluğu azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, esasen taraflar arasında yapılan avukatlık ücret sözleşmesine göre davayı ıslah etmek gibi bir sorumluluklarının bulunmadığını, davacının geçen iki yıl boyunca kendilerine davayı ıslah etmeleri yönünde bir talepte bulunmadığını, davacının ıslahın yapıldığını, 08.06.2011 tarihinde zaten bildiğini, ayrıca taraflar arasındaki vekalet sözleşmesine göre de davanın reddi gerektiğini, ıslah dilekçesinin dayanak dosyada davacının onayıyla verildiğini, tazminata konu bu davada kendisine atfedilecek hiçbir ihmâl hata ve kusurun bulunmadığını, bu anlamda manevi tazminat isteminin de hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, ıslahın davacı ile görüşmeler sonucu onayı ile yapıldığını, bu nedenle tazminata konu davada hiçbir ihmâl, hata ve kusurunun bulunmadığını, manevi tazminat isteminin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... vekili; ortak tanıdık aracılığıyla dayanak yapılan davayı takip amacıyla vekaletname çıkarıldığını, davanın diğer davalı avukatlar tarafından takip edilmesi nedeniyle etik olarak davaya vekaletname sunmayı uygun bulmadığını, bu anlamda sözleşmenin askıda kaldığını ve vekaletnamenin taraflarca yırtıldığını, imha edildiğini, davacının kötü niyetli olarak yırtılan sözleşmenin fotokopisini dosyaya sunarak menfaat elde etmeye çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
4. Davalı ... vekili; sorumluluklarının poliçe azami limitleriyle sınırlı olduğunu, davalıların rizikonun gerçekleştiğini bilerek poliçeleri akdettiklerini, bu anlamda yasadan kaynaklanan beyan hükümlülüklerini kasten ihlâl etmiş olduklarından davalı şirketin tazminat ödeme borcundan kurtulduğunu, bu doğrultuda davalı şirketin yasal cayma hakkını kullanarak poliçelerini iptal ettiğini, davalı şirket ile sigortalılar arasında geçerli bir poliçe bulunmadığını, aynı zamanda manevi tazminat isteminin de fahiş ve haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
5. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili; sigortalılardan Av. ...'ın belirtilen tarihlerde şirketlerinde mesleki mesuliyet poliçesi yaptırmış olduğunu, davada zamanaşımının dolduğunu, poliçe sorumluluğunun bir yıl içerisinde gerçekleşecek mesleki kusur ve ihlâlleri kapsadığını, yangın hasarının 08.06.2009 tarihinde gerçekleştiğini, bu anlamda talebin teminat dışı kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli kararıyla; dava konusu yapılan Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyasında Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.06.2015 tarihli ilamının 28.07.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı açısından zararın bu tarihte doğduğu, davacının zarar talebini 29.07.2015 tarihinde davalı avukatlara yönelttiği, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen zamanaşımı kararının Yargıtay tarafından onanıp onanmayacağının yani davacının zararının oluşup oluşmadığı belli olmadan ve davacının poliçe süresi içinde davalı avukatlara karşı zarar giderim talebinde bulunup bulunmayacağı ortaya çıkmadan önce rizikonun doğduğundan bahsedilemeyeceği, bu iki durumun davalı avukatların 2014/2015 tarihinde yaptırdığı mesleki sorumluluk sigortası poliçesinin tanzimi öncesinde gerçekleşmediğinden bu konuda bir beyan yükümlülüğü doğmadığı, sigortacının yasal cayma hakkı bulunmadığı ve cayma hakkına dayanarak poliçeyi iptal etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle sigortalısının sorumluluğunu teminat altına alan davalı sigortacının davacıya karşı tazmin borcu bulunduğu, davacı ile Av. ... ve Av. ... arasında 04.09.20 09... .07.2014 tarihli sözleşmeler akdedilmiş olup, davalı avukatların bahse konu sözleşmeler kapsamında her türlü mesleki sorumluluğu yüklendikleri, davanın esasına ilişkin olarak tüm iş ve işlemlerin Av. ... ve Av. ... tarafından birlikte yapıldığı hususu Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/670 E. sayılı dosyası ile sabit olup; meydana gelen zarardan ilgili davalı avukatların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalı Avukat ...'ün de diğer vekillerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, diğer davalı ... Sigortanın olay tarihi itibariyle imzalanan sözleşme gereği sorumlu olmadığı, ... Sigortanın ise teminat ile sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle; davalı ... Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne, 1.891.190,53 TL'nin (... Sigorta A.Ş.nin davalı ... için 450.00,00 TL, davalı ... için 450.000,00 TL ve davalı ... için 499.000,00 TL sigorta limitiyle sorumlu olması kaydıyla) sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 24.09.2015 tarihinden itibaren; davalılar ..., ... ve ... yönünden ise, zararın zamanaşımının dolduğu 08.06.2011 tarihinde doğduğu kabul edilerek bu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... Sigorta AŞ, ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde ... Sigorta A.Ş. dışındaki taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli kararıyla; bir yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı, bu nedenlerle davalı avukatlar yönünden verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, somut olayda mesleki sorumluluk sigorta sözleşmesi sırasında davalı sigortacının bilgilendirme yönetmeliği uyarınca davalı avukatların takip ettiği davada karşı tarafın zaman aşımı itirazında bulunmuş olmaları Sigortacıya Bilgilendirme Yönetmeliği uyarınca sorumluluğunu yerine getirmediğini göstermeyeceği, bu durumda davalı ... şirketinin cayma hakkı bulunmadığından bu davalı yönünden sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde ... Sigorta A.Ş. dışındaki taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairemizin 10.10.2023 tarihli ilamı ile, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.01.2024 tarihli ilamı ile, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli ilamı ile, dosyanın İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya içerisindeki belgelerin incelenmesi sonucu, vekil tayin edilen Av. ... ve Av. ... ile davacı arasında 04.09.2009 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin yapıldığı, diğer Av. ...'e de yetki belgesi verilerek davayı takip etmesi yönünden yetkilendirildiği anlaşılmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 75. maddesinde buna ilişkin olarak "Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekaletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir" uyarınca her bir vekilin bağımsız olarak vekaletten kaynaklanan yetkileri kullanabileceğinin açıklandığı, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/670 E. sayılı dosyası uyarınca yangın nedeniyle açılan tazminat davasında davacının iş yerinde 08.06.2009 tarihinde meydana gelen yangının ilgili dosya içerisine alınan bilirkişi raporları uyarınca rizikonun poliçe süresi içerisinde meydana geldiği, fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak 200.000,00 TL bedel için maddi tazminat davası açıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca maddi zararın 2.091.190,53 TL olarak belirlendiği ancak her üç davalının vekil sıfatıyla özen ve sadakat yükümlülüklerini usulüne uygun olarak yerine getirmemelerinden kaynaklı 21.11.2011 tarihinde zaman aşımı dolduktan sonra ıslah dilekçesi verdikleri bu haliyle davacı müvekkillerinin zararının doğduğu, TBK'nın 505 ve devam maddelerinde yer alan vekalet sözleşmesine aykırı hareket ettikleri bunun yanında Avukatlık Kanunun 34. maddesine göre özen borcunun usulüne uygun olarak yerine getirmeyerek zamanında ıslah dilekçesi vermeyerek davacının maddi zararının oluşmasına sebep olduklarından her üç avukatın görevlerinin gereğini usulüne uygun olarak yerine getirmeyerek meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, davalılardan ...'nin davalılardan ... için 15.12.2014-15.12.2015, davalı Av. ... için 26.12.2014-26.12.2015, davalı Av. ... için 17.12.2014-17.12.2015, tarihleri aralığında dava konusu zararın poliçe kapsamı içerisinde teminat altına alındığı ve doğan zararlarda Mesleki Sorumluluk Sigortaları Genel Şartları uyarınca sorumlu olduğu sigorta şirketinin her üç davalı vekil uyarınca poliçe kapsamı gereği meydana gelen zarardan limit dahilinde sorumlu olduğu, diğer davalı ... Sigorta'nın olay tarihi itibariyle imzalanan sözleşme gereği herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, manevi tazminata ilişkin herhangi bir şekilde kişilik haklarını zedeleyen herhangi bir somut durum tespit edilemediği gerekçesiyle, davalı ... Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddiyle, 1.891.190,53 TL'nin (... Sigorta A.Ş.nin davalı ... için 450.00,00TL, davalı ... için 450.000,00TL ve davalı ... için 499.000,00 TL sigorta limitiyle sorumlu olması kaydıyla) sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 24.09.2015 tarihinden itibaren; davalılar ..., ... ve ... yönünden ise, zararın zamanaşımının dolduğu 08.06.2011 tarihinde doğduğu kabul edilerek bu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle (sigorta şirketi yönünde avans faizi ile) birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş., ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde ... Sigorta A.Ş. dışındaki taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
5. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vekalet görevi sona erinceye kadar vekilin hukuki sorumluluğunun devam edeceği, bu emredici hukuk kuralına aykırı yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu, ıslah dilekçesini Av. ...'ın ibraz ettiği, davanın alacak istemine ilişkin olduğu, yetkili mahkemenin davalının adres mahkemesi de olabileceğinden, bu hususun kamu düzenine ilişkin kesin yetki kurallarından olmadığından, davalı şirket merkez adreslerinin İstanbul Anadolu yargı çevresinde olduğu, vekalet ilişkisi vekalet görevi sona erinceye kadar devam edeceğinden ve dava açılana kadar vekalet görevinin de devam ettiği anlaşılmakla, azil veya istifa da bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu anlaşıldığından, davalılar ... ve ..., davalı ..., davalı ... ve davacının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde ... Sigorta A.Ş. dışındaki taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar ... ve ... vekili; davacının kusurlu olduğunu, hukuki mütalaanın değerlendirilmediğini, sözleşmede kalan kısım için ek dava açılacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacının ıslah edilen kısmın reddedildiğini daha önceden öğrendiğini, müvekkillerine atfedilecek herhangi bir ihmal, hata, kusur bulunmadığını, başka avukat görevlendirilmesini davacının istediğini, faiz başlangıcının işbu temyize konu davanın açıldığı 01.06.2016 tarihi olması gerektiğini, tazminattan indirim yapılması gerektiğini, HDİ (...) sigortanın da sorumlu olmasını, Mahkemenin davacıyı isticvap etmeyip, yemin delilini hatırlatmadığını, bakiye karar ve ilâm nispi harçlarının yanlış hesaplandığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı ... vekili; müvekkili ile davacı arasında bir vekalet sözleşmesi de bulunmadığını, davacı tarafından ıslak imza ile düzenlenmiş ''Dava Takip ve Kapsam Tutanağı''nın Mahkemece hiç değerlendirilmediğini, alt vekilin ıslah yapmaya yetkili olmadığını, sigorta şirketinin gereken korumayı yerine getirmediğini, bakiye harcın yanlış hesaplandığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
3. Davacı vekili, davalı avukatlar aleyhine zamanaşımının dolduğu tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, faizin türünün de yanlış belirlendiğini, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ... Sigorta A.Ş. (yeni unvan ... Sigorta A.Ş.) aleyhine açılan davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
4. ... Sigorta A.Ş. vekili; sigortalı avukatların üçünün de yerel mahkemenin bozma kararına uyarak davayı 200.000,00 TL üzerinden kabul ettiği hususunu 03.10.2013’de öğrendiklerini, artık ortada bir risk olduğunu ve bunun sigorta ettiren avukatlar tarafından bilindiğini, bu riski bilerek ve kasten müvekkil şirketten saklayarak poliçe tanzim ettiklerini, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde sigortacıya sözleşmeden cayma hakkı tanındığını, müvekkil şirketin noterden gönderilen ihtarnameler ile sigorta ettirenlere cayma beyanını ilettiğini, ortada geçerli bir poliçe bulunmadığını, müvekkilin sorumlu tutulacağı miktarın da hatalı hesaplandığını, her poliçe yönünden sorumluluğun ayrı ayrı belirlenerek her biri bakımından hasarın %10'una tekabül eden bedelin düşülmesi gerektiğini, anaparadan poliçe limitleri uyarınca sorumlu olduğu gibi anaparaya bağlı vekalet ücreti, yargılama gideri, harç vb. fer'ilerden de sorumlu olduğu miktara oranla sorumlu bulunduğunu, Yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı avukatların vekalet ilişkisi kapsamında ihmâl, kusur ve hataları nedeniyle, diğer davalı ... şirketlerinin ise mesleki sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında, oluştuğu iddia edilen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
1. Eldeki davada, davalı avukatların yangın nedeniyle tazminat davasının açılmasında, duruşma takibinde, ıslah dilekçesinin verilmesinde, kararın temyiz edilmesinde, avukatlık sözleşmesi ile yetki belgesi ve vekaletnameler kapsamında, vekillik görevini birlikte yürüttükleri anlaşılmakla, davanın zamanında ıslah edilmemesi nedeniyle uğranılan zarardan birlikte sorumlu oldukları, kişilik haklarını zedeleyen herhangi bir somut durum tespit edilemediği, ... Sigorta A.Ş (yeni ünvan ... Sigorta A.Ş.)' nin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemece verilen karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan, davacı ile davalılar ..., ... ve ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Davacının Diyarbakır'da bulunan iş yeri deposunda 08.06.2009 tarihinde yangın meydana geldiği, meydana gelen yangın sebebiyle davalılardan Av. ...'ın dava açmak ve yürütmek üzere vekil tayin edilerek, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/670 E. sayılı dosyasında, davacı ... tarafından davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine vekil olarak davalı Av. ... tarafından fazlaya dair hakların saklı tutularak 200.000,00 TL yangından kaynaklı olarak tazminat davası açıldığı, diğer davalılar Av. ...'a yetki belgesi verilerek aynı davada vekil tayin edildiği, davalılardan Av. ...'ün aynı dosyada davacı tarafından vekil tayin edildiği, ilgili dosyada alınan bilirkişi raporu uyarınca meydana gelen maddi zararın 2.091.190,53 TL olarak hesaplandığı, davanın açılma tarihinin 16.10.2009 olduğu, bilirkişi raporunun verildiği tarihin 08.02.2011 olduğu, 21.11.2011 tarihinde davalılardan Av. ... tarafından ıslah dilekçesi verildiği, Mahkemece ıslah doğrultusunda davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/3316 E., 2012/17227 K. sayılı ilamı gereği ıslah talebi yönünden zamanaşımının dolması nedeniyle bozulduğu, Yerel Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 03.10.2013 tarihli ilamı ile, davanın 200.000 TL yönünden kabulüne, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilerek, kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/21420 E. sayılı ilamı ile onandığı, 28.07.2015 tarihinde ise kesinleştiği görülmüştür.
Sigorta sözleşmeleri kapsamında riziko, hemen her poliçenin temel unsuru olarak bulunmakla beraber, rizikonun gerçekleşmesi hususu ise sigortalı açısından zarar, sigorta şirketi açısından ise tazminat ödeme yükümlülüğü anlamına gelmektedir. Bu durumda sigorta şirketinin oluşan hasara karşılık tazminat ödemesi yükümlülüğü devreye girer. Sigorta şirketinin tazmin borcu ile karşı karşıya kalmasını doğuracak tüm olaylar riziko olarak kabul edilir. Riskin gerçekleşmesi durumunun hem sigortalı hem de sigorta şirketi tarafından beklenmeyen bir şekilde oluşması rizikonun geçerli olması için şarttır. Meydana gelen olayda kasıt, dikkatsizlik ya da ihmal gibi bir durumun olmaması gerekir. Bu açıdan bir başka dikkat çekici husus da sigortalının yanıltıcı beyan vermemesi gerektiğidir.
Dava konusu olayda, davalı avukatların diğer davalı ...'ne mesleki sorumluluk kapsamında yaptırdıkları sigorta poliçelerinin 15.12.2013, 17.12.2013, 26.12.2013 başlangıç tarihleri olduğu, Yerel Mahkemenin ise bozma kararına uyarak davayı 200.000,00 TL üzerinden kabul ettiği, kalan kısmı ise zamanaşımı nedeniyle reddettiği hususunu, davalı avukatların Mahkeme karar tarihi olan 03.10.2013 tarihinde öğrendikleri, buna göre artık oluşan riskin sigorta ettiren avukatlar tarafından poliçe imzalanmadan önce bilindiği, sigorta şirketinin cayma ihbarında bulunduğu anlaşılmakla, davalı ...'nin dava konusu zarar kapsamında sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, yukarıdaki açıklamalar ışığında, Mahkemece davalı ... yönünden sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı alıp bozmayı gerektirmiştir.
3. Bozma sebebine göre; davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
4. Kabule göre de, bakiye (tamamlama) nispi karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, harcın tamamının her davalıdan ayrı ayrı tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ile davalılar ..., ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı ... yararına BOZULMASINA,
4. Bozma nedenine göre, davalı ...'nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz eden davacı ve davalı ...'a yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalı ... Şirketine iadesine,
Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'e iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
← Önceki Yazı DASK Yenilenmediyse Banka Sorumlu Mu? Yargıtay Kusur Paylaşımı İçin Bozdu Sonraki Yazı → Nakliyat Sigortası Rücu Davası Acenteye Açılamaz: Taşıyan Sıfatı Ticari Defterlerle Belirlenir