Maltepe / İstanbul, Hafta içi 09:00 – 18:00 (Acil 7/24) ☎ 0216 606 56 58 info@elci.av.tr
Mahkeme Kararı
DASK Yenilenmediyse Banka Sorumlu Mu? Yargıtay Kusur Paylaşımı İçin Bozdu

DASK Yenilenmediyse Banka Sorumlu Mu? Yargıtay Kusur Paylaşımı İçin Bozdu

Kararın Özeti

Kahramanmaraş depreminde yıkılan dairenin zorunlu deprem sigortası beş yıldır yenilenmemişti. Malik, konut kredisi veren bankanın yenileme bildirimi yapmadığını ileri sürerek 370.968,00 TL tazminat istedi. Derece mahkemeleri davayı tümüyle reddetti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bankanın hem bildirim yapma hem de sigortalı yenilemezse poliçeyi bizzat yenileme yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayarak, tarafların kusur oranlarının bankacı ve sigortacı bilirkişilerden alınacak raporla belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı davacı yararına bozdu.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · Esas No: 2025/6135 · Karar No: 2026/3260 · Karar Tarihi: 21.05.2026 · Bozma

Kahramanmaraş depreminde ağır hasar alan ve yıkım kararı verilen bir dairenin zorunlu deprem sigortası, olay tarihinde yürürlükte değildi. Poliçe beş yıldır yenilenmemişti. Malik, konut kredisi veren bankanın yenileme bildirimi yapmadığını ileri sürerek 370.968,00 TL tazminat istedi. Derece mahkemeleri davayı tümüyle reddetti; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise kusurun taraflar arasında paylaştırılıp paylaştırılmayacağının araştırılmadığı gerekçesiyle kararı davacı yararına bozdu.

Uyuşmazlık Nasıl Doğdu

Davacı, 21.12.2015 tarihinde bir bankayla 55.354,65 TL anapara tutarlı ve 120 ay vadeli konut finansmanı sözleşmesi imzaladı. İddiasına göre kredi kullanırken kendisinden 800,00 TL alınmış ve bu paranın sigorta, ipotek ve zorunlu deprem sigortası için kullanılacağı söylenmişti. Buna rağmen deprem sigortası teminatı tesis edilmemiş, yapılmadığına dair bir bildirim de yapılmamıştı.

Kahramanmaraş depreminde bağımsız bölüm ağır hasar aldı ve yıkımına karar verildi. Zorunlu arabuluculuk olumsuz sonuçlanınca malik, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 370.968,00 TL tazminat davası açtı.

Banka, kredi sözleşmesinin onayıyla poliçe yaptırılması için bilgi verildiğini, ayrıca Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesi imzalandığını, davacının poliçe için talimat vermediğini, yenileme sorumluluğunun kredi kullanana ait olduğunu, 01.01.2023 tarihinde hatırlatma kısa mesajı gönderildiğini ve davacının depreme kadarki poliçelerini banka aracılığı olmaksızın başka şirketlerden yaptırdığını savundu.

Yerel Mahkeme ve İstinaf Ne Karar Verdi

İlk derece mahkemesi davayı reddetti. Taşınmaza ilişkin yalnızca 25.08.2016-25.08.2017 ve 13.10.2017-13.10.2018 dönemlerinde poliçe bulunduğunu, bankanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, son poliçenin bitiminden deprem tarihine kadar beş yıl geçmesine rağmen malikin sigortayı yeniletmediğini tespit etti. Mahkemeye göre bu kadar uzun süre poliçesiz kalan davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesi anlamında iyi niyetinden söz edilemezdi.

Bölge Adliye Mahkemesi ise bankanın bildirim yapmadığını kabul etti, buna rağmen davacının beş yıl boyunca sigortayı yeniletme ve prim ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle artık bankanın bildirim yapmamasına dayanamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetti.

Yargıtayın Değerlendirmesi

Daire önce uygulanacak mevzuatı sıraladı:

  • 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu m.2/1-ğ: zorunlu deprem sigortası, binalarda depremin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ile deprem nedeniyle ortaya çıkan yangın, infilak, dev dalga ve yer kayması sonucu oluşan maddi zararları teminat altına alır.
  • Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği m.12/1: kredi bağlantılı sigortalarda kredi vadesi boyunca yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir. İkinci fıkraya göre kredi kuruluşu bu bildirimi poliçenin vade sonundan on beş iş günü önce yapar.
  • Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği m.23/2: poliçeyi düzenleyen sigorta şirketi, sözleşmenin bitiminden önce elektronik posta, kısa mesaj veya çağrı merkezi kanalıyla sözleşmenin sona ereceğini ve yeni sigorta yaptırma zorunluluğunu bildirir.
  • Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği m.7/2: konut kredisiyle bağlantılı zorunlu deprem sigortası kredi kullanan tarafından yaptırılmamışsa, krediyi veren banka tarafından sigortalıya bilgi verilerek yapılır. Kredi süresince sigortalı yenileme yapmazsa, yine banka tarafından sigortalıya bilgi verilerek poliçe yenilenir.
  • Aynı Tebliğ m.9/2: deprem teminatı içeren tüm poliçeler yapılırken sigorta şirketlerince zorunlu deprem sigortasının varlığı kontrol edilir, yapılmamışsa sigortalıya bilgi verilerek ilgili şirket tarafından yaptırılır.

Daire ayrıca taraflar arasındaki Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesinin 3. maddesine dikkat çekti: bu maddeye göre müşteri zorunlu doğal afet sigortasını yaptırıp kredi kullandırılması sırasında poliçe ve ödeme makbuzlarını bankaya ibraz etmekle yükümlüdür; müşteri sigortayı yaptırmamışsa banka, tüm masrafları müşteriye ait olmak üzere sigortayı yaptırmaya ve masrafı müşterinin hesabına borç kaydetmeye yetkilidir.

Bu çerçevede Daire iki eksiklik saptadı. Birincisi, kredi sözleşmesi 21.12.2015 tarihli olmasına rağmen taşınmaza ilişkin ilk poliçenin ancak 25.08.2016 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştı; bankanın sözleşmenin 3. maddesine aykırı davranıp davranmadığı hiç tartışılmamıştı. İkincisi, ilk derece mahkemesi bankanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi ise getirmediğini kabul etmişti; bu çelişki giderilmemişti.

Daire, kendi 2025/2600 E., 2025/6146 K. sayılı emsal ilamına da atıf yaparak, bankanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin incelenmesi ve tarafların sorumluluk ile kusur oranlarının, konusunda uzman bankacı ve sigortacı bilirkişilerin de bulunduğu bir heyetten alınacak raporla belirlenmesi gerektiğine hükmetti. Eksik incelemeyle kurulan hüküm, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle davacı yararına bozuldu.

Kararın Pratik Sonucu

Karar, deprem bölgesindeki çok sayıda dosyayı ilgilendiren bir soruya yanıt veriyor: poliçe yenilenmemişse zarar tümüyle malikin üzerinde mi kalır?

  • Cevap kusur paylaşımıdır, tam ret değildir. Yargıtay, malikin ihmalinin bankanın yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmadığını, iki tarafın kusur oranlarının bilirkişi heyetiyle belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
  • Kredi bağlantılı poliçelerde bankanın iki ayrı yükümlülüğü vardır. Birincisi vade sonundan on beş iş günü önce bildirim yapmak, ikincisi Tebliğin 7/2 maddesi uyarınca sigortalı yaptırmazsa poliçeyi bizzat yaptırmak veya yenilemektir. İkinci yükümlülük çoğu dosyada gözden kaçmaktadır.
  • Bildirimin ispatı bankadadır. Genel içerikli bir hatırlatma mesajı gönderildiği savunması yeterli görülmemiş, bildirimin usulüne uygun ve zamanında yapıldığının ispatı aranmıştır.
  • Malikin ihmali tazminatı sıfırlamaz ama azaltır. Beş yıl boyunca poliçesiz kalmak, kusur paylaşımında malik aleyhine ağır basacaktır. Talebin tümüyle reddedilmesi ile önemli oranda indirilmesi arasında fark vardır.
  • Poliçe kayıtları Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden sorgulanmalıdır. Bu dosyada merkez kayıtlarında dört poliçe görünmüş, ancak bilirkişi incelemesi bunlardan yalnızca ikisinin dava konusu taşınmaza ait olduğunu ortaya koymuştur. Kişi adına kayıtlı poliçe bulunması, o taşınmazın sigortalı olduğu anlamına gelmez.
  • Kredi kullanırken alınan bedelin niteliği belgelenmelidir. Davacı 800,00 TL ödemenin sigorta için alındığını ileri sürmüş, banka ise açıklamasız bir para yatırma işlemi olduğunu savunmuştur. Ödeme dekontlarındaki açıklama alanı bu tür uyuşmazlıklarda belirleyici olabilmektedir.

Zorunlu deprem sigortasının kapsamı ve 2026'daki düzenleme değişiklikleri için Zorunlu Afet Sigortası yazımıza, sigorta uyuşmazlıklarında tahkim yolu için Sigorta Tahkim Komisyonu rehberimize bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

DASK poliçesini yenilemek kimin sorumluluğunda?

Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 12. maddesi uyarınca kredi vadesi boyunca yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir. Ayrıca Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinin 7/2 maddesi, sigortalı yenileme yapmazsa bankanın sigortalıya bilgi vererek poliçeyi yenilemesini öngörür.

Banka DASK bildirimini ne zaman yapmak zorunda?

Kredi kuruluşu, sigorta sözleşmesinin yenileme döneminin geldiğine ilişkin bildirimi poliçenin vade sonu tarihinden on beş iş günü öncesinde gerçekleştirmek zorundadır. Bildirimin yapıldığının ispatı bankaya düşer.

DASK yenilenmediyse banka tazminat öder mi?

Otomatik olarak ödemez, ancak sorumluluğu tümüyle de ortadan kalkmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 21.05.2026 tarihli kararında, bankanın bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin araştırılması ve tarafların kusur oranlarının bankacı ile sigortacı bilirkişilerin bulunduğu heyetten alınacak raporla belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Malikin ihmali kusur paylaşımında dikkate alınır.

Poliçesi olmayan bina depremde hasar görürse ne yapılabilir?

Doğal Afet Sigortaları Kurumundan tazminat alınamaz. Ancak zorunlu deprem sigortasının yaptırılmaması veya yenilenmemesinde kredi kuruluşunun ya da sigorta şirketinin mevzuattan doğan yükümlülüklerini ihlal ettiği ileri sürülerek bu kişilere karşı tazminat davası açılabilir. Bu tür davalarda kusur paylaşımı esastır.

Adıma kayıtlı DASK poliçesi görünüyor, taşınmazım sigortalı mıdır?

Zorunlu deprem sigortası taşınmaza özgülenir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarında adınıza poliçe görünmesi, o poliçenin hasar gören taşınmaza ait olduğu anlamına gelmez. Bu dosyada merkez kayıtlarındaki dört poliçeden yalnızca ikisinin dava konusu bağımsız bölüme ait olduğu bilirkişi incelemesiyle belirlenmiştir.

DASK uyuşmazlığında dava açmadan önce arabuluculuğa gitmek zorunlu mu?

Sigorta uyuşmazlıklarının önemli bir kısmında dava şartı arabuluculuk uygulanır. Bu dosyada da dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmuş, süreç olumsuz sonuçlanınca dava açılmıştır. Ayrıca sigorta şirketine karşı taleplerde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurma imkânı da bulunur.

Bu yazı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.05.2026 tarihli, 2025/6135 E., 2026/3260 K. sayılı kararının özetlenmesinden ibaret genel bilgilendirme amaçlı bir içeriktir; hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Karar metnindeki taraf ve banka bilgileri Yargıtay tarafından maskelenmiş hâlde yayımlanmaktadır. Karar bozma kararı olup yargılama devam etmektedir, bozma sonrası belirlenecek kusur oranları farklılık gösterebilir. Deprem hasarı ve zorunlu deprem sigortası dosyanız için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Kararın tam metnini görmek için tıklayın
3. Hukuk Dairesi 2025/6135 E. , 2026/3260 K.

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/797 E., 2025/1260 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/490 E., 2024/620 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin taşınmaz bağımsız bölüm maliki olduğunu, Kahramanmaraş depreminde bağımsız bölümün ağır hasar alarak yıkımına karar verildiğini, müvekkilin 21.12.2015 tarihinde davalıdan belediye öncülüğünde kurulan yapı kooperatifinden daire alabilmek için konut kredisi kullandığını, dava tarihi itibariyle 34 taksidi kaldığını, müvekkilin söz konusu krediyi kullanırken 800,00 TL alınarak bu paranın sigorta, ipotek ve DASK için kullanılacağının beyan edildiğini ancak DASK sigorta teminatının tesis ettirilmediğini ve yapılmadığına dair müvekkile herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, olumsuz neticelendiğini, müvekkile ait bağımsız bölümün zorunlu deprem sigortası kapsamında olduğunu, davalı bankanın DASK ücreti almasına rağmen DASK yaptırmamasından sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 370.968,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 21.12.2015 tarihinde müvekkili banka ile davacı arasında 55.354,65 TL anapara tutarlı ve 120 ay vadeli Konut Finansmanı Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin onayı ile davacıya Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) poliçesi yaptırılması için bilgi verildiğini, hatta davacı ile Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesini akdedildiğini, davacıya ZDS yapmasını sağlamaya çalıştığını, davacının ZDS Poliçesi yaptırmak için herhangi bir talimat veya direktif vermediğini, ZDS Poliçesinin düzenlenmesi ve yenilenmesi hususunda sorumluluğun davacıya ait olduğunu, 01.01.2023 tarihinde davacının müvekkili Banka nezdinde kayıtlı cep telefonuna genel kapsamda hatırlatma SMS'i gönderildiğini, davacının iletişime geçmediğini, davacı depreme kadar olan süreçte ZDS poliçelerini müvekkili Banka aracılığı olmadan yaptırdığını, müvekkili Bankaya bildirimde dahi bulunulmadığını, davacının 21.12.2015 tarihinde ATM'den 800,00 TL para yatırdığını ancak açıklamada bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, taraflar arasında 21.12.2015 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme uyarınca taşınmaz üzerine ipotek şerhinin bulunduğu, taşınmaza ilişkin 25.08.2016-25.08.2017 tarihleri arasında ve 13.10.2017-13.10.2018 tarihleri arasında DASK poliçesinin bulunduğu, kredi ile bağlantılı ZDS poliçelerinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana yani davacıya ait olup yenilemeye ilişkin bildirim yapma yükümlülüğü ise davalı banka üzerinde olduğu, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliğinin 23. maddesinde ZDS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin, sigorta sözleşmesinin bitiminden önce elektronik posta, kısa mesaj (SMS) veya çağrı merkezi kanalıyla sözleşmenin sona ereceğini ve yeni bir sigorta yaptırma zorunluluğunu sözleşme sahiplerine bildireceğinin düzenlendiği, banka tarafından bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiği, davacının bu aşamadan sonra ZDS poliçesinin yenilenmesi için hesaplarını müsait hale getirip davalı banka tarafından zorunlu deprem sigortası poliçesinin yenilenip yenilenmediğini kontrol ile yükümlüğü olduğu, davalı bankanın ZDS yenilememesi halinde kanuni yükümlülük gereği bizzat kendisinin poliçeyi yenilemesi gerektiği, davacı sigortalının zorunlu olan DASK sigortasının süresinin dolup dolmadığını takip etme ve sigortayı yeniletme konusunda kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği aradan uzun bir süre (5 yıl) geçmesine rağmen DASK poliçesini yenilemediği, davalı bankanın poliçenin yenilenmemesinde bir kusurunun bulunmadığı, kaldı ki 13.10.2017-13.10.2018 dönemli poliçe bitiminden hasar tarihine kadar 5 yıl süre geçmesine rağmen davacı sigortalının zorunlu olan DASK sigortasının süresinin dolup dolmadığını takip etme ve sigortayı yeniletme konusunda kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden kusuru olduğu gibi aradan bir süre geçmesine rağmen uzun süre DASK poliçesini yenilemeyen ve yenilenmesi yönünde girişimde bulunmayan davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi anlamında iyi niyetinden bahsetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin Yenileme ve Bildirim başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, kredi bağlantılı sigortalarda kredi vadesi boyunca yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, sigorta sözleşmesinin yenilenmesine ilişkin bildirim yapma sorumluluğunun ise kredi kuruluşuna ait olacağı düzenlenmesinin yer aldığı, davacıya yukarıda belirtildiği şekilde bildirimin yapılmadığı, ancak davacının da sigortayı yeniletme ve prim ödeme yükümlülüğünü 5 yıl gibi uzun bir süre yerine getirmediği, bu nedenle artık davalının bildirim yapmadığı ve sorumluluğuna dayanamayacağı, bu konuda ihmalkar davrandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı Bankanın kredi ilişkisi kapsamında DASK poliçesinin vadesinin dolduğunu müvekkile bildirip bildirilmediğini netleştirmeden hüküm kurulduğunu, davalı tarafça DASK poliçesinin yenilenmesine dair bildirim yapıldığı hususunun ispat edilemediğini, Bölge Adliye Mahkemesi bankanın bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiğini kabul ettiği halde müvekkilin tazminat talebinin tamamen reddedilmesinin doğru olmadığını, kusurun bankada olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zorunlu deprem sigortasının yenilenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Zorunlu deprem sigortası 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu'nun (6305 sayılı Kanun) Tanımlar başlıklı 2/1. fıkrasının (ğ) bendinde "Binalarda depremin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ile deprem nedeniyle ortaya çıkan yangın, infilak, dev dalga (tsunami) ve yer kayması sonucu oluşan maddi zararları teminat altına alan zorunlu sigortayı, ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır.
6305 sayılı Kanun'un 10... . maddeleri arasında zorunlu deprem sigortasının kapsamı, yaptırma zorunluluğu, yükümlülerin saptanması ve sigortanın kontrolü düzenlenmiştir.
Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin Yenileme ve Bildirim başlıklı 12. maddesinin birinci fıkrası, "Kredi bağlantılı sigortalarda, kredi vadesi boyunca, yenileme sorumluluğu kredi kullanana, sigorta sözleşmesinin yenilenmesine ilişkin bildirim yapma sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir." ikinci fıkrası ise "Kredi kuruluşu, sigorta sözleşmesinin yenileme döneminin geldiğine ilişkin kredi kullanana yapılacak bildirimi poliçenin vade sonu tarihinden on beş iş günü öncesinde gerçekleştirir." hükmünü havidir.
Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliğinin 23/2. fıkrası, "Zorunlu deprem sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi, sigorta sözleşmesinin bitiminden önce elektronik posta, kısa mesaj (SMS) veya çağrı merkezi kanalıyla sözleşmenin sona ereceğini ve yeni bir sigorta yaptırma zorunluluğunu sözleşme sahiplerine bildirir." şeklindedir.
Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği'nin yetkili sigorta şirketleri ve primlerin tahsili başlıklı 7/2. fıkrası, "Bankalar tarafından kullandırılan konut kredileri ile bağlantılı olarak yaptırılması gereken zorunlu deprem sigortası, konut kredisi kullanan tarafından yaptırılmamış ise krediyi veren banka tarafından sigortalıya bilgi verilerek yapılır. Kredi süresince, sigortalı tarafından yenileme yapılmaması durumunda, banka tarafından sigortalıya bilgi verilerek ilgili poliçenin yenilemesi gerçekleştirilir."
Aynı Tebliğ'in ihtiyari sigorta başlıklı 9/2. fıkrası ise, "Deprem teminatı içeren tüm sigorta poliçeleri yapılırken sigorta şirketleri tarafından Zorunlu Deprem Sigortasının varlığı kontrol edilir, yapılmamışsa sigortalıya bilgi verilerek ilgili sigorta şirketi tarafından Zorunlu Deprem Sigortası yapılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesinin müşterinin sigorta şirketini seçme hakkı başlıklı 2. maddesinde; "Müşteri sigortayı dilerse banka aracılığıyla, Bankanın acentası olduğu sigorta şirketlerinden birine yaptırabilir, dilerse başka bir sigorta şirketine yaptırabilir. Ancak sigortaların bankaca kabul edilebilmesi için Kredi Bağlantılı Sigortalar Bilgi Formunda yazılı kredinin vadesi ve tutarı, bağlantılı sigortalar, asgari teminatlar, sigorta süresi ve teminat tutarları ile uyumlu ve bankanın daini mürtehin olması zorunludur. "
Aynı sözleşmenin zorunlu sigortalar başlıklı 3. maddesinde; "müşteri, kredi konusu konutları zorunlu doğal afet sigortasını 2. Maddede belirtilen niteliklerde yaptırıp kredi kullandırması esnasında poliçe ve ödeme makbuzlarını Banka'ya ibraz etmekle yükümlüdür. Banka, müşteri orunlu sigortayı belirtilen nitelikte yaptırmamışsa tüm masrafları müşteriye ait olmak üzere sigorta yaptırmaya ve masrafları müşterinin hesabına borç kaydetmeye yetkilidir." hükümleri bulunmaktadır.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin yazı cevabında, davacının TCKN bilgisi kullanılarak sistemde yapılan sorgulamada 25.08.2016-25.08.2017, 13.10.2017-13.10.2018, 24.01.2018-24.01.2019, 12.04.2023-12.04.2024 poliçelerinin bulunduğu ancak alınan bilirkişi raporunda davaya konu taşınmaza ilişkin olarak 25.08.2016-25.08.2017, 13.10.2017-13.10.2018 tarihli poliçelerin farklı sigorta şirketi ve acenteliklerden tanzim edildiği belirtilmiştir.
Somut olayda davacı ile davalı Banka arasında 21.12.2015 tarihinde konut finansmanı sistemi kapsamında kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Derece Mahkemelerince kabul edildiği üzere 21.12.2025 tarihli kredi sözleşmesinden sonra davaya konu taşınmaza ilişkin poliçenin 25.08.2016 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalı Bankanın Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesinin üçüncü maddesine aykırı davranışının olup olmadığı tartışılmamıştır.
Diğer taraftan, İlk Derece Mahkemesince, davalının Yönetmelik kapsamında bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirdiği kabul edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalının bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilmiştir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar Dairenin 2025/2600 E., 2025/6146 K. sayılı emsal ilamı ve mezkur mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilip davalının bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin de incelenerek tarafların sorumluluk ve kusur oranlarının konusunda uzman bankacı ve sigortacı bilirkişilerin de olduğu heyetten alınacak rapor neticesinde oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sonraki Yazı → Avukatın Mesleki Sorumluluk Sigortası: Riziko Poliçeden Önce Biliniyorsa Sigortacı Ödemez