Maltepe / İstanbul — Hafta içi 09:00 – 18:00 (Acil 7/24) ☎ 0216 606 56 58 info@elci.av.tr
Mahkeme Kararı
Türkiye Distribütörünün Kötü Niyetle Tescil Ettirdiği Marka Hükümsüz Kılındı

Türkiye Distribütörünün Kötü Niyetle Tescil Ettirdiği Marka Hükümsüz Kılındı

Kararın Özeti

Yabancı bir üretici firma, Türkiye'deki eski iş ortağının/distribütörünün kendi markasını izinsiz şekilde kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek hükümsüzlük ve ticaret unvanından ibarenin terkini davası açtı. Bakırköy 1. FSHHM, davalının markadan ve gerçek hak sahibinden haberdar olduğu hâlde tescili gerçekleştirdiğini, bu tescilin kötü niyetli olduğunu tespit ederek markanın hükümsüzlüğüne ve unvan terkinine karar verdi.

Yurt dışından ürün ithal eden distribütörlerin, iş ilişkisi sona erdikten sonra üretici firmanın markasını kendi adına tescil ettirmeye çalışması, marka hukukunda sık karşılaşılan bir kötü niyet örneğidir. Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin bu kararı, böyle bir uyuşmazlığın nasıl çözümlendiğini gösteriyor.

Dava Nasıl Başladı?

Çin menşeli bir üretici firma olan davacı, kendisine ait markanın Türkiye'deki eski distribütörü tarafından haksız yere kendi adına tescil ettirildiğini ileri sürdü. Davacı, davalının bir fuar sırasında haksız yere delil tespiti yaptırdığını, hatta Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı şikâyet üzerine fuar alanında arama ve el koyma kararı aldırarak müvekkilinin ürünlerinin sergilenmesini engellediğini iddia etti. Bu gerekçelerle, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve davalının ticaret unvanından ilgili ibarenin çıkarılmasını talep etti.

Davalı taraf ise, markayı dönemin marka sahibinin izni ve bilgisi dahilinde tescil ettirdiğini, o dönemki hak sahibinin kendisine onay verdiğini savunarak davanın reddini istedi.

Mahkemenin Kötü Niyet Değerlendirmesi

Mahkeme, konuyu iki ayrı bilirkişi raporu ve bir ek rapor ile derinlemesine inceledi. Yapılan araştırmada, davacının ilgili alan adını (internet sitesini) 2014 yılından beri kullandığı, davalının ise tanıtım evraklarında kendisini "Çinli üreticinin Türkiye distribütörü" olarak tanıttığı; hatta davalının marka başvurusundan 3 yıl önce aynı markalı ürünlerin Türkiye'ye ithal edildiği tespit edildi.

Bu bulgular ışığında mahkeme, davalının markadan ve gerçek hak sahibinden haberdar olduğu hâlde markayı kendi adına tescil ettirdiği, hatta daha önceki sosyal medya paylaşımlarında kendisini üreticinin distribütörü olarak tanıttığı hâlde sonradan bu markayı davacıya ve ithalatçılarına karşı kullanmaya çalıştığı sonucuna vardı. Mahkeme bu davranışı "şantaj amaçlı kötü niyetli tescil" olarak nitelendirerek, 6769 sayılı SMK'nın 6/2 ve 6/6 maddeleri kapsamında markanın hükümsüzlüğüne karar verdi. Ayrıca, davalının ticaret unvanını da 2020 yılında bu ibareyi içerecek şekilde değiştirdiği ve bunun 6102 sayılı TTK'nın 52. maddesi anlamında ticari dürüstlüğe aykırı olduğu tespit edilerek unvan terkinine de hükmedildi.

Kararın Önemi

Bu karar, distribütörlük veya bayilik ilişkisi içinde bulunan tarafların, üreticiye ait markayı kendi adına tescil ettirmesinin Türk hukukunda kötü niyetli tescil olarak değerlendirilebileceğini ve hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğunu somut biçimde ortaya koyuyor. Yurt dışı üretici firmalarla çalışan işletmelerin, distribütörlük sözleşmelerinde marka tescili ve kullanım haklarına ilişkin açık hükümlere yer vermesi büyük önem taşıyor. Marka koruması hakkında temel bilgiler için marka tescili rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Bu yazı, ilgili mahkeme kararının kamuya açık metninden hareketle genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Kararın tam metnini görmek için tıklayın
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/265
KARAR NO : 2024/217
KARAR TARİHİ : 14/11/2024

DAVA: Markanın Hükümsüzlüğü, Unvan Terkini.

Davacı (Çin menşeli üretici), Türkiye'deki eski distribütörünün markasını kendi adına haksız yere tescil ettirdiğini ileri sürerek hükümsüzlük ve unvan terkini talep etmiştir.

Bilirkişi incelemesinde, davalının marka başvurusundan 3 yıl önce aynı markalı ürünlerin Türkiye'ye ithal edildiği, davalının kendisini üreticinin distribütörü olarak tanıttığı, buna rağmen markayı kendi adına tescil ettirip sonradan davacıya karşı kullanmaya çalıştığı; bu tescilin şantaj amaçlı kötü niyetli olduğu tespit edilmiştir.

H Ü K Ü M: 1-Davanın KABULÜNE, davalı adına tescilli markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden terkinine; 2-Davalı ticaret unvanından ilgili ibarenin terkinine. İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/11/2024
← Önceki Yazı 5 Yıl Kullanılmayan Marka Sınıfları Kısmen İptal Edildi: Dikiş Makinası Firması Davayı Kısmen Kazandı Sonraki Yazı → Dantel Desen Tasarımı Davasında Çifte Karar: Tasarım Geçerli Bulundu, Taklit Eden Taraf Mahkûm Oldu