Bir markanın tescilli olduğu her mal ve hizmet sınıfında fiilen kullanılıyor olması şart mıdır? Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin bu kararı, "kullanmama nedeniyle marka iptali" davalarının nasıl işlediğini ve markanın hangi sınıflarda gerçekten korunmaya devam ettiğini somut biçimde gösteriyor.
Dava Nasıl Başladı?
1969 yılından beri endüstriyel dikiş makinaları alanında faaliyet gösteren davacı şirket, kendi markasını tescil ettirmek üzere TÜRKPATENT'e başvurduğunda, davalı şirketin önceki tarihli markalarına dayanarak yaptığı itiraz nedeniyle başvurusu reddedildi. Davacı, davalının markalarının tescilli olduğu 7. ve 35. (ile bu sınıf içindeki 7. ve 37.) sınıflarda gerçekte hiç kullanılmadığını, markanın yalnızca sicili gereksiz yere işgal ettiğini ileri sürerek hem kullanmama nedeniyle iptal hem de hükümsüzlük talebiyle dava açtı.
Davalı taraf, 1954 yılından beri faaliyette olduğunu, markalarını dondurucu/soğutucu ürünlerinde uzun süredir kullandığını ve davacının ticaret unvanına dayalı üstün hak iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istedi.
Mahkemenin Değerlendirmesi: Kullanım Sınıf Sınıf İncelendi
Mahkeme, 6769 sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca, tescilden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın kullanılmayan markaların iptal edilebileceğini hatırlattı. Bilirkişi heyeti, davalının satış faturalarını inceleyerek, şirketin fiilen yalnızca "derin dondurucu, ev tipi dondurucu, muhafaza dolabı, şişe soğutucu, su sebili, dondurma vitrini" gibi ürünlerde faaliyet gösterdiğini; markasının tekstil makineleri, dikiş makinaları ve bunlarla aynı işleve sahip makinelerde hiç kullanılmadığını tespit etti.
Bu tespite dayanan mahkeme, davalı markasının soğutucu/dondurucu sınıflarındaki kullanımının devam ettiğini, ancak tekstil ve dikiş makinalarına ilişkin sınıflarda 5 yıllık dönemde hiç kullanılmadığını kabul ederek, yalnızca bu belirli sınıflar yönünden kısmi iptale karar verdi. Davacının ayrıca ileri sürdüğü hükümsüzlük talebi bakımından ise, ticaret unvanlarının tescil tarihleri karşılaştırıldığında davalının unvan tescilinin daha eski tarihli olduğu görülerek, SMK 6/3 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığına hükmedildi.
Kararın Önemi
Bu karar, marka sahiplerinin "geniş sınıf tescili" stratejisinin sınırlarını gösteriyor: bir markanın belirli sınıflarda tescilli olması, o sınıflarda fiilen kullanılmadığı sürece süresiz koruma sağlamıyor. Aynı zamanda, yeni bir marka başvurusu sırasında karşılaşılan itirazlarda, itiraz sahibinin markasının itiraza dayanak sınıflarda gerçekten kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasının, başvuru sahipleri için önemli bir strateji olduğunu ortaya koyuyor. Marka başvuru sürecindeki temel adımlar için marka tescili rehberimize göz atabilirsiniz.
Bu yazı, ilgili mahkeme kararının kamuya açık metninden hareketle genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Hakan Elçi