Mahkeme Kararı
Av. Hakan Elçi5 görüntülenme11 Temmuz, 2026
Tanınmış Marka Farklı Sektörde Otomatik Korunmaz: Bakırköy FSHHM Kararı
Kararın Özeti
Yurt dışında tanınmış bir markanın sahibi, aynı ibareyi mobilya sektöründe kullanan bir firmaya karşı markanın hükümsüzlüğü davası açtı. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, markalar arasında sınıfsal ve işaretsel benzerlik bulunmadığına ve ayrıca hükümsüzlük davası için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğuna hükmederek davayı reddetti.
Mahkeme: Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi · Esas No: 2023/70 · Karar No: 2024/212 · Karar Tarihi: 12.11.2024
Dava Nasıl Başladı
Davacı, menşe ülkesi Amerika Birleşik Devletleri olan ve markasını dünya genelinde 100'den fazla ülkede, Türkiye dahil, tescil ettirmiş bir şirketti. Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış markasının davalı tarafından mobilya sektöründe "... Mobilya" ibaresiyle tescil ettirildiğini, bu tescilin tanınmış markanın ününden haksız yararlanma amacı taşıdığını ve davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünü talep etti.
Davalı ise kendi markasının davacınınkinden hem görsel hem de sınıfsal olarak farklı olduğunu, mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini ve davacının markasından herhangi bir şekilde yararlanmadığını savunarak davanın reddini istedi.
Mahkemenin Değerlendirmesi
Mahkeme, bilirkişi heyetinin raporuna dayanarak iki ayrı düzlemde değerlendirme yaptı. İlk olarak, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin doğması için hem işaret hem de sınıf benzerliğinin birlikte aranması gerektiği vurgulandı. Davalının markasının tescilli olduğu sınıflarla davacının markalarının tescilli olduğu sınıfların örtüşmediği tespit edildi.
İkinci olarak, davacının tanınmışlığa dayanan iddiaları (SMK m.6/4-5) yönünden, davalının tescilinin davacı markasının şöhretinden haksız yarar sağlama, itibarına zarar verme veya ayırt edici karakterini zedeleme sonucu doğurup doğurmadığı incelendi; böyle bir etkinin bulunmadığı sonucuna varıldı.
Kararın belirleyici gerekçelerinden biri de SMK m.25/6'da düzenlenen hak düşürücü süre oldu. Davalı markalarının 2012 ve 2013 yıllarında tescil edildiği, davanın ise 2023 yılında açıldığı görüldüğünden, hükümsüzlük davası için kanunda öngörülen 5 yıllık sürenin çoktan dolduğu; ayrıca davalının tescilinde kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığı belirtildi.
Kararın Önemi
Bu karar, bir markanın tanınmış olmasının tek başına her sektörde otomatik koruma sağlamadığını açıkça ortaya koyuyor. Tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük iddialarının kabul görebilmesi için, davalı tescilinin davacı markasının itibarından somut biçimde yararlandığının veya ona zarar verdiğinin gösterilmesi gerekiyor. Ayrıca karar, marka sahiplerinin haklarını takip etmedeki gecikmenin ne denli maliyetli olabileceğini de gözler önüne seriyor: kanunda öngörülen hak düşürücü süre içinde dava açılmaması, esasa ilişkin güçlü bir iddia bulunsa dahi davanın reddiyle sonuçlanabiliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Tanınmış marka sahibi, her sektördeki benzer markaya itiraz edebilir mi?
Hayır. Tanınmışlığa dayalı korumadan yararlanabilmek için, sonraki tescilin tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma, itibarına zarar verme veya ayırt edicilik karakterini zedeleme sonucu doğurduğunun somut olarak ortaya konması gerekir.
Markanın hükümsüzlüğü davası açmak için süre sınırı var mı?
Evet. SMK m.25/6 uyarınca, marka sahibi sonraki markanın tescilini bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma 5 yıl süreyle sessiz kalmışsa, kötü niyetli tescil hariç, hükümsüzlük talep edemez.
Bu 5 yıllık süreye istisna var mı?
Evet, davalının tescili kötü niyetli yaptığı ispatlanabilirse hak düşürücü süre uygulanmaz. Ancak kötü niyetin ispatı davacı üzerindedir ve bu kararda ispatlanamamıştır.
Kararın tam metnini görmek için tıklayın
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/70
KARAR NO : 2024/212
DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 10/03/2023
KARAR TARİHİ : 12/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/11/2024
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin kendisine ait "......" markasını uzun yıllardır menşe ülke Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünya genelinde, Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmakta ve tescil kayıtları ile koruma altına aldığını, ancak hal böyle iken, davalı yanın TPMK nezdinde .... sayılar ile tescilli "......" ibareli markaları bulunduğunu, davalının, “...... MOBİLYA" ve ....." ibareli markaları ile, müvekkilinin tanınmış “......” markası ile 20, 24 ve 35. sınıflardaki emtiaları kapsaması itibariyle aynı sınıflardaki veyahut benzer emtialar için tescil edildiğini, davalı basiretli bir tacir gibi davranmadığını, kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkiline ait tanınmış “......” markasının ününden ve ilgili sektörlerde edindiği yerden, haksız ve hukuka aykırı biçimde istifade etmek maksadıyla hareket ettiğini ve müvekkiline ait bu tanınmış markaları tescil ettirme yoluna gittiğini iddia ederek, davalı adına .... sayılar ile tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı şirket ile müvekkili şirkete ait markalar, aynı veya benzer markalar olmayıp aynı veya benzer sınıflarda yer almadığını, davacı şirketin işbu davasına dayanak göstermiş olduğu markalar aynı veya benzer markalar olmadığını, zira markaların asli unsuru "....." ibaresi olduğunu, davacı şirket tek başına "......" ibaresini kullanmamakta olup yalnızca giyim ürünleri sektöründe, üretmiş olduğu ürünlerin çeşitlerine göre kullandığını, davacı şirkete ait markaların bir kısmı giyim ürünleri sınıfında tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirketin işbu sınıfta herhangi bir mal veya hizmeti olmayıp herhangi bir şekilde davacı şirkete ait markalardan da yararlanılmadığını, "......" ibaresi halihazırda bilinen bir ibare olup pek çok marka sahibi tarafından pek çok marka ve hizmet grubunda kullanıldığını, müvekkilinin mobilya satışı yapmış olduğu mağazasının tabelasında ve internet sitesinde "...... Mobilya" ibaresini kullanması, davacı şirketin tanınmış markasından haksız bir şekilde yararlandığını, tanınmış markanın itibarına zarar verdiği veya ayırt edici karakterini zedelediği anlamına gelmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davalı adına .... sayılar ile tescilli markaların hükümsüzlüğü taleplidir.
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, .... tescil numaralı "......" esas unsurlu markaların davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen .... tescil numaralı "...... MOBİLYA" ve "...." ibareli markaların davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. Aynı kanunun 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Taraf vekillerince bildirilen ve resen celbi gereken deliller celp edildikten sonra dosya; dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, taraf iddia ve savunmaları, belirtilen internet adresleri değerlendirilerek davalı adına tescilli .... tescil nolu markaların dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, heyet tarafından hazırlanan 02/02/2024 tarihli rapor ile, mevcut dosya kapsamına göre; markalar arasında sınıfsal ve işitsel benzerliğin bulunmadığı, bu bağlamda SMK 6/9 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının, davacı
markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi, itibarına zarar
vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması ihtimalinin
bulunmadığı, SMK. m.6/4 ve m.6/5 anlamında hükümsüzlük
şartlarının mevcut olup olmadığı,
davalı markalarının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı
olarak SMK m.6/9 kapsamında verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu,
SMK m.25/6 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında
hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescilli markalardan;
.... tescil no.lu “...... Mobilya” markasının 12/06/2012 tarihinde,
.... tescil no.lu “...... Mobilya ....” markasının 19/11/2013 tarihinde
Tescil edilmiş olduğu,
davalı markalarının tescil tarihi nazara alındığında, anılan markalar yönünden 10/03/2023
dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü
sürenin geçmiş olduğu tespit edilmekte olup, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Rapor dosya kapsamı ile uyumlu ve yeterli görüldüğünden itibar edilmiştir.
Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde;
karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural
olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerekir. Önceki tarihli .... tescil nolu "....." ibareli markanın, yine ... tescil nolu "....." ibareli marka yine ... tescil nolu "......." ibareli markaların uyuşmazlık konusu 20.sınıfta tescilinin bulunmadığı, dayanak gösterilen diğer markaların ise davalı tescilinden sonra olduğu, davacıya ait ... tescil nolu at üstünde ...... oyuncusu görseli ve "......" şekil markasının da davacı adına tescilli olduğu görülmüştür. Hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil nolu "...... MOBİLYA" ibareli markanın 20.sınıfta yine ... tescil nolu "...... MOBİLYA ..." ve "ŞEKİL" içeren markanın 35.sınıfta ... tescil nolu "...... MOBEL" markasının ise 20 ve 35.sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmüştür. Bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere markalar arasında sınıfsal benzerliğin
ve işaretsel benzerliğin söz konusu olmadığı, ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin de bulunmadığı, bu nedenle SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
SMK kapsamında nispi tescil engellerinin değerlendirilebilmesi açısından ilk olarak taraf
markaları arasında SMK m.6/1 kapsamında bir benzerliğin var olması gerekir. Zira SMK
m.6/1 kapsamında, benzer olarak nitelendirilemeyen taraf markaları açısından
ilişkilendirme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi mevcut olmayacaktır. Diğer nisbi tescil engelleri koşullarının oluşmayacağı,
davacının tanınmış markası dahil olmak üzere dayandığı tüm markaları ile davalı markaları
arasında aynı anda kullanılmaları halinde, ortalama veya ilgili alıcıları tarafından karıştırılma
ihtimali doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla ortalama tüketicinin, bu
markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiği ya da bunların üreticileri arasında
işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünmeyeceği,
tüm bu değerlendirmeler sonucunda, mevcut dosya kapsamına göre; davalının, davacı
markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi, itibarına zarar
vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması ihtimalinin
Bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, SMK. m.6/4 ve m.6/5 anlamında hükümsüzlük
şartlarının da oluşmadığının kabulü gerekmiştir. Davalının tescilinde kötü niyetli olduğu hususu ispatlanamadığından SMK m.6/9 kapsamında da hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca markaların benzer olduğu kabul edilse dahi,
SMK m.25/6 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescilli markalardan;
.... tescil no.lu “...... Mobilya” markasının 12/06/2012 tarihinde,
.... tescil no.lu “...... Mobilya ...” markasının 19/11/2013 tarihinde
Tescil edilmiş olduğu,
davalı markalarının tescil tarihi nazara alındığında, anılan markalar yönünden 10/03/2023
dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü
sürenin geçmiş olduğu ve davalının tescillerinin kötü niyetli olmadığı sonucuna varılmış olmakla hak düşürücü süre yönünden de davanın reddi gerekmektedir. Sonraki tarihli .... tescil nolu marka ise önceki tarihli markalar nedeniyle seri marka olup, müktesep hakka dayalı olacağından bu marka yönünden de davanın reddi gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Rapor dosya kapsamı ile uyumlu ve yeterli görüldüğünden itibar edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL ilam harcından, 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile, 247,70 TL bakiye karar harcının, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
5-Talep halinde kararın taraflara tebliğine,
Davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır