Maltepe / İstanbul, Hafta içi 09:00 – 18:00 (Acil 7/24) ☎ 0216 606 56 58 info@elci.av.tr
Mahkeme Kararı
Benzer Harf Eklenerek Oluşturulan Marka Her Zaman İltibas Yaratmaz

Benzer Harf Eklenerek Oluşturulan Marka Her Zaman İltibas Yaratmaz

Kararın Özeti

Dünyaca tanınmış bir giyim markasının sahibi, kendi markasının başına birkaç harf eklenerek oluşturulduğunu iddia ettiği bir markanın hükümsüzlüğünü talep etti. Davalının yargılamaya hiç katılmamasına rağmen, bilirkişi raporlarına dayanan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Mahkeme: Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi · Esas No: 2023/115 · Karar No: 2024/203 · Karar Tarihi: 07.11.2024

Dava Nasıl Başladı

Davacı, 1963 yılında kurulmuş, dünya genelinde çok sayıda tanınmış markayı bünyesinde barındıran bir şirketler grubuydu. Davacı vekili, müvekkilinin markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka statüsünde özel korumaya sahip olduğunu, davalı adına tescilli markanın ise davacının tanınmış markasının başına ayırt ediciliği bulunmayan birkaç harf eklenerek birebir kopyalanmak suretiyle oluşturulduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etti.

Davalı, kendisine usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermedi ve yargılamaya katılmadı.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Davalının sessiz kalması, davanın otomatik olarak kabulü anlamına gelmedi; mahkeme iddiaları yine de esastan inceledi. Dosya, konusunda uzman bilirkişilere üç kez tevdi edildi: ilk bilirkişi raporu, davacı vekilinin itirazı üzerine hazırlanan ek rapor ve son olarak resen seçilen üç kişilik bir bilirkişi heyetinin raporu. Her üç incelemede de tutarlı biçimde, taraf markalarının SMK m.6/1 kapsamında hem işaret hem de sınıf bazında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzemediği; davalı markasının davacı markasından görsel, işitsel ve anlamsal olarak tamamen farklılaştığı tespit edildi.

Mahkeme ayrıca SMK m.6/3, m.6/5 ve m.6/6 kapsamındaki diğer nispi ret/hükümsüzlük nedenlerini de tek tek değerlendirdi; davacı markalarının davalı markasından önce tescil edildiği, ancak bu durumun tek başına hükümsüzlük için yeterli olmadığı, işaretler arasında yeterli benzerlik kurulamadığı için diğer koşulların da oluşmadığı sonucuna vardı. Davalının tescilinde kötü niyetli olduğuna dair dosyada herhangi bir somut delil bulunmadığından, kötü niyet iddiası da kabul görmedi.

Kararın Önemi

Bu karar, "bir markanın başına veya sonuna birkaç harf ya da ek eklemenin otomatik olarak iltibas yarattığı" yönündeki yaygın varsayımı çürütüyor. Mahkeme, sübjektif izlenim yerine bilirkişi incelemesiyle desteklenen görsel, işitsel ve anlamsal karşılaştırmaya dayanarak karar veriyor. Ayrıca davalının yargılamaya hiç katılmamış olmasının, davacıyı ispat yükünden kurtarmadığını; hükümsüzlük gibi kurucu nitelikte taleplerde mahkemenin resen ve titizlikle inceleme yapmaya devam ettiğini gösteriyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Bir markaya birkaç harf eklemek otomatik olarak marka ihlali sayılır mı?

Hayır. Benzerlik değerlendirmesi, markaların bütünsel görsel, işitsel ve anlamsal izlenimine göre yapılır; küçük ekler her zaman iltibas yaratmayabilir.

Davalı yargılamaya katılmazsa dava otomatik olarak kazanılır mı?

Hayır. Davalının sessiz kalması ikrar sayılmaz; mahkeme özellikle hükümsüzlük gibi taleplerde dosyayı bilirkişi incelemesiyle esastan değerlendirmeye devam eder.

Tanınmış marka sahibi olmak ispat yükünü ortadan kaldırır mı?

Hayır. Tanınmışlık, markanın korumasını güçlendiren bir unsurdur ancak benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin somut olarak ispatlanması gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

Kararın tam metnini görmek için tıklayın
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/115
KARAR NO : 2024/203

DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 12/05/2023
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/11/2024

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin, 1963 yılında İspanya’da kurulan, pek çok firmayı bünyesinde barındıran ve sektöründe lider bir şirketler grubu olduğunu, müvekkilinin ülkemizde en çok tercih edilen hazır giyim mağazalarından olan ve içlerinde "..." ve "..." markalarının da bulunduğu toplam sekiz farklı marka grubu altında faaliyet gösteren mağazaların da sahibi olduğunu, müvekkilinin "...." markasını ilk kez 1979’da İspanya’da tescil ettirdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilk defa 1994 yılında .... tescil numarası ile tescil edildiğini, akabinde zaman içinde muhtelif sayılarla tescil ettirildiğini ve TPMK nezdinde ... sayı ile tanınmış marka olarak özel koruma altında olduğunu, davalı adına ... sayı ile tescilli bulunan “...” markasının müvekkilinin tanınmış "...
" markasının birebir kopyalanıp, başına hiçbir ayırt ediciliği bulunmayan “...” harflerinin
eklenmesi suretiyle oluşturulduğunu ve yine müvekkilin tanınmış “...” markasını da
birebir içerdiğini,
söz konusu tescilin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalı adına ... ve ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi, tensip zaptı ve ön inceleme duruşma gün ve saatinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, ancak davalı tarafça davanın esasına ilişkin herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği gibi ön inceleme duruşmasına da katılmadığı, bu itibarla davanın reddini talep ettiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davalı adına ... ve .... sayı ile tescilli markaların hükümsüzlüğü taleplidir.
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ..,...., ... ve ... tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı "..." ibareli markanın ve ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. Aynı kanunun 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Bildirilen ve resen celbi gereken deliller celp edildikten sonra dosya; dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bildirilen internet adresleri, taraf iddia ve savunmaları ve davacı tarafça ibraz edilen flash bellek içeriği değerlendirilerek; davalı adına tescilli .... ve ... tescil nolu markaların dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle hükümsüzlük koşullarını oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 08/01/2024 tarihli rapor ile, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural
olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle
SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmayacağı, davacı markalarının tescilli oldukları ve ortada davacı açısından tescilsiz bir marka ya da
ticaret sırasında kullanılan bir işaret durumunun söz konusu olmadığı, davacı markalarının,
davalı markasından daha önceki tarihlerde tescil edilmiş oldukları göz önüne alındığında,
SMK m.6/3’ün somut olaya uygulanma imkanının olmayacağı, SMK m.6/1 kapsamında işaretsel farklılıklar bulunduğu hususu raporun ilgili kısmında tespit
edilmiş olup, işbu tespitler doğrultusunda SMK 6/5. anlamında hükümsüzlük şartlarının
mevcut olmayacağı, SMK m.6/1 kapsamında işaretsel farklılıklar bulunduğu hususu raporun ilgili kısmında tespit
edildiği, işbu tespitler doğrultusunda SMK 6/6. anlamında hükümsüzlük şartlarının
mevcut olmayacağı, tespit, sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, nihai hukuki değerlendirme ve
takdirin mahkemeye ait olduğu, SMK 6/9. anlamında davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı
hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine usul ekonomisi gereği itirazların karşılanması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 03/04/2024 tarihli ek rapor ile, davacı vekilinin itirazları, kök rapor kapsamında dava dilekçesinde dayanılan
maddeler bazında tek tek ve ayrıntılı şekilde değerlendirilmiş olduğundan, dava
dilekçesinin tekrarı mahiyeti arz eden itiraz dilekçesindeki davacı itirazları açısından,
kök raporda varılan görüşten dönülmesini gerektirecek bir durum olmadığı belirtilmiştir.
Davacı vekilinin bilirkişi ek raporuna itirazları itirazları ciddi görüldüğünden dosya resen seçilen üç kişilik marka uzmanı bilirkişiye dosya kapsamı deliller, taraf iddia ve savunmaları, önceki bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle davalı adına tescilli .... ve ... tescil nolu markaların dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi için tevdi edilmiş, heyet tarafından hazırlanan 23/08/2024 tarihli rapor ile, dava konusu hükümsüzlüğü istenen markaların SMK m.6/1, 6/3, 6/5, 6/6 bağlamında
hükümsüzlük koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği,
davalı yanın dava konusu marka tescil başvurusunu gerçekleştirir iken kötü niyetli olduğunun
dosya münderecatından anlaşılamadığı, konu hakkında nihai takdirin yalnızca mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı deliller ve birbirlerini doğrulayan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; önceki tarihli davacı markaları ile sonraki tarihli davalı markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak birbirlerinden tamamen farklı olduğu, davalının tescilinden kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delilin de dosyaya sunulamadığı, bu haliyle kötü niyetli tescilin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL ilam harcından, 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile, 247,70 TL bakiye karar harcının, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
5-Talep halinde kararın taraflara tebliğine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı.07/11/2024

Katip ...
e-imzalıdır


Hakim ...
e-imzalıdır
← Önceki Yazı Marka Tecavüzü İddiası Reddedildi, Ticaret Unvanı Terkin Edildi